UEFA CL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA CL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 28, 2011

Adrian & Paulo Henrique

Sezon başı Paulo Henrique tarafındaydım ama git gide Adrian'ı izlemeye başladım. Henrique'den vazgeçmiş değilim ama Benfica maçındaki sakatlığı etken bu düşüşte sanırım. İkisinin de kalıcı olmaları halinde birer Szymkoviak etkisi yaratmaları olası. 

Burak'ın olmayışı bugünkü maçın skorunu belirledi sonuç olarak. Bu cümle için Türk futbolu adına Şenol Hoca'ya bir selam çakmak gerek. Adrian-Burak-Henrique-Sapara 4'lüsü uyum halinde can yakabilir Avrupa'da, Halil ve Vittek'i can simidi sayabiliriz bu durumda. 

Trabzonspor hala lider olsa da CSKA maçları aşırı önem kazandı. 2 maçtan alınacak en az 3 puan Trabzon'u 2.tura tutundurabilir. Inter'in olası 2 Lille galibiyeti ise herkesi şenlendirir. Pabuç bu kadar ucuz değil ama Trabzonspor'un genlerinde Avrupalılık var geçmişten kalan.

İlker Yasin'in değişmez, "gole kadar rakibi öv, golden sonra maçın başında söylemiştim Sabri hatırlarsan, biz bu takımdan iyiyiz" tavrında herhangi bir ilerleme yok. Maçları anlatımsız izleme opsiyonu verilmeli Türkiye'de, en azından Star'da.

Ocak 10, 2011

Şampiyonlar Ligi'nde Türkler.


Türklerden, en çok kim oynamış, kim gol atmış, kim gol yemiş Şampiyonlar Ligi'nde. Bir inceledik. Büyük sürprizler yok ama şaşırtıcı bir kaç detay var.

Bu sene 19.kez oynanan kupaya 22 kez katılmışız toplamda. Galatasaray 10 katılımın yedisinde üst üste gitmiş. Daha sonra unuttuk zaten.

Takım-Katılım-Gruplar-Ön Eleme
Galatasaray 11-10-1
Fenerbahçe 9-6-3
Beşiktaş 8-5-3
Bursaspor 1-1-0
Trabzonspor 2-0-2
Sivasspor 1-0-1

10 kez ön elemelerde takılmışız. 5 kez 2 takımla birden gruplara kalmayı başarabilmişiz, yarı-finale 3 takımla giden ülkeler de var tabi.

En çok oynayan oyuncular; (20 maça kadar)

50 : Arif Erdem, Bülent Korkmaz, Ergün Penbe (Galatasaray)
47 : Hasan Şaş (Galatasaray)
40 : Emre Belözoğlu (Inter 21, Galatasaray 16, Fenerbahçe 3)
38 : Hakan Şükür (Galatasaray)
37 : Ümit Davala (Galatasaray 37, Werder Bremen 1)
35 : Okan Buruk (Galatasaray 29, Inter 6), Suat Kaya (Galatasaray)
32 : Yıldıray Baştürk (Leverkusen 28, Stuttgart 4)
28 : Tugay Kerimoğlu (Galatasaray 23, Rangers 5)
27 : Fatih Akyel (Galatasaray 26, Fenerbahçe 1)
24 : Emre Aşık (Galatasaray 20, Beşiktaş 4), Rüştü Reçber (Fenerbahçe 18, Beşiktaş 6)
23 : İbrahim Üzülmez (Beşiktaş), Volkan Demirel (Fenerbahçe)
22 : Hamit Altıntop (Bayern 16, Schalke 6)
21 : Nihat Kahveci (Beşiktaş 9, Sociedad 8, Villareal 4)
20 : Ayhan Akman (Galatasaray 17, Beşiktaş 3)

Emre, Nihat, Hamit dışında faal olan yok şu listede. Mesut 15 kez oynamış şu ana kadar, 2-3 sene sonra listenin lideri olur tahminen. Gözbebeğimiz Arda 5 maçta daha. Bülent Akın ve Tayfur Havutçu 18'er kez ile listenin sürprizleri. Gökhan Gönül 14, Kazım 13, Tuncay-Semih 11. Seri yakalanamazsa 50 barajını zor geçer bizimkiler. Lucescu yıllarında Hakan burada olsaymış muhtemelen orada da kırılmayan bir rekoru olacakmış.

Türk Takımlarıyla En Çok Oynayan Yabancılar ; (20 maça kadar)

30 : Popescu, Mondragon (Galatasaray)
25 : Alex (Fenerbahçe), Hagi (Galatasaray)
23 : Taffarel (Galatasaray)
22 : Capone (Galatasaray)
21 : Marco Aurelio (Fenerbahçe)

Hemen arkalarında Vederson var 17 ile. Jardel tek sezon 14 maç ful oynamış. Bu yabancı kıyımında listenin geri kalanında ümit veren yok. Alex liderliği alabilir, kalırsa İstanbul'da.

En Çok Gol Atanlar; (4 gole kadar)

13 : Hakan Şükür (Galatasaray)
6 : Ümit Karan, Jardel (Galatasaray) Oktay Derelioğlu (Beşiktaş 4, Fenerbahçe 2)
5 : Alex, Deivid, Tuncay Şanlı (Fenerbahçe)
4 : Arif Erdem, Ümit Davala, Hagi (Galatasaray), Sergen Yalçın (Beşiktaş 2, Galatasaray 2)

Bobo, Nobre 3'er golle hemen arkadan geliyorlar. Bir daha oynarlar mı, meçhul. Gurbetçilerin şovu var yalnız. Yıldıray, Gökdeniz ve Eren Derdiyok sadece 1er gol atmışlar, hepsi de Barça'ya. Hamit'in tek golü Milan'a, Erol Bulut'un tek golü Real'e. Atarsak kralına atıyoruz demek ki. Kaleci Sinan Bolat'ın kafa golü var AZ'ye. Nihat'ın hiç golü 21 maçta.

En Çok Gol Yiyenler; (30 üstü)

48 : Rüştü Reçber (Fenerbahçe & Beşiktaş)
40 : Mondragon (Galatasaray)
39 : Volkan Demirel (Fenerbahçe)
31 : Taffarel (Galatasaray)

Kaleciler için bir şey söyleyemeyiz. Ivankov tek başına 15 yedi bu sezon. Hakan Arıkan'ın 8'i var. Volkan'ın 6'sı. Mehmet Bölükbaşı sadece 2 maç 6 gol. Burada da lider Volkan olur. Diğerleri bir sonraki CL'de zor eldiven alır.

Eylül 07, 2010

Bursaspor Avrupa'da.

15 sene sonra Bursaspor Avrupa'da. 25 kişilik kadro UEFA'ya gönderilmiş resmen. Ve 4. Avrupa macerası başlıyor Bursaspor'un.
Tarihinde sadece 3 kez yer almış Avrupa'da Bursaspor. 1974/75 ve 1986/87 Kupa Galipleri Kupası ve 1995/96 Inter-Toto Kupası.
İlk katılımında, kupayı kazanan Dinamo Kiev'e çeyrek finalde kaybederek elenmiş, Kupa Galipleri Kupası'nda. Son katılımda da UEFA'nın kapısından dönmüştü, Inter-Toto Finali'nde.
Toplam 14 maçı var Bursaspor'un Avrupa'da. 6G 4B 4M. 19A 17Y.
1 İngiliz ve 1 İskoç eşleşmesi yaşanmış önceden. Eski Wimbledon ve Dundee UTD. İspanyol takımıyla ilk kez maç yapacak Bursaspor. 1 Fin, 1 Ukrayna, 1 Hollanda, 1 Belçika, 1 Yunan, 1 Alman, 1 Slovak, 1 İsrail eşleşmesi var. Bu eşleşmelerde, en farklı galibiyeti 4-0 ile deplasmanda Wimbledon, en farklı yenilgi Ajax'tan 5-0.
Ertuğrul Sağlam ise 1 sezon aradan sonra Avrupa'da. O'nun da 4.katılımı olacak bu sene. 1 Inter-Toto/UEFA, 1 UEFA ve 1 CL var mazisinde. Kayserispor'u Inter-Toto'dan UEFA'ya taşımış, Beşiktaş'a Liverpool 8-0'lık yenilgiyi tattırmış ve Metalist'ten 4 yiyerek Beşiktaş'tan ayrılmıştı.
22 maçta 12G 4B 6M. 33A 29Y. Galibiyetlerin çoğu ön eleme turlarında. En üst düzey maçları CL'de. 6 maçta 2G 4M var. 2G İnönü'de Marsilya ve Liverpool. Deplasmanda ise gol dahi yok. 3 maçta 14 gol yemiş Beşiktaş.

Bursaspor'u zor bir grup bekliyor desek de Valencia'nın David'leri satmış olması ve Rangers'ın her zamanki hali bizi ümitlendiyor. Ancak bana göre en büyük engel, Ertuğrul'un vizyonu ve Bursasporlu oyuncuların Avrupa tecrübesizliği olacak. Ertuğrul'un 'Ben yıldız oyuncu almam.' felsefesi Avrupa'da iş yapmıyor. Aynı sıkıntıyı Beşiktaş'ta da yaşamıştı. Higuainlarla, Tellolarla, Gordonlarla Avrupa'da bir yere kadar. Avrupa tecrübesi olarak oyunculara bakacak olursak, Ömer Erdoğan, Vederson, Ergiç, Kirita, Hüseyin, Ali ve Stepanov en tecrübeliler gibi duruyor. Diğer oyuncuların çoğu ilk kez çıkacak Avrupa sahnesine. 2 hafta sonra CL'de ilk kez 3 büyükler dışında bir takım sahne alacak. Hatta bu sene ilk defa İstanbul dışında bir CL maçı izleyeceğiz. Yüzümüzün akıyla çıkmak temennisiyle.

Mayıs 27, 2010

Moratti'nin Kaderi.


Yıllarca milyonları kulübe gömen, rakipleri devre dışı kalınca şampiyonluk tadan adam, en büyük kupadan sonra bile 2.sınıf muamelesi görüyor.
El Grande Inter'in mimarı Başkan Angelo Moratti'nin oğlu 1995'te kulübü satın alır. 1989'dan beri 13.şampiyonlukta takılan takıma Vieri, Ronaldo, Djorkaeff, Zamorano, Zanetti'yi getirir. 1998'de UEFA Kupası'nı kazanır. Ancak ligde ve Avrupa'da rakipleri Juventus ve Milan esmektedir. 3.lüğe abone olmuştur. 2.sınıf takım muamelesi görür. Her sene farklı hoca, yeni transferler bir türlü istediği başarıyı getiremez. Taraftar uğursuz der onun için. Derken 2006'da bir skandal ortaya çıkar ve 2 büyük rakibi ortadan kaybolur. 3. iken şampiyon sayılır. 2005 şampiyonluğu Juventus'tan alınınca onu da ister. Federasyon da yuh der, vermez. O da, 2.lige düşen Juve'den Ibrahimovic'i, Vieira'yı alır.
O seneden itibaren önünde bir tek Roma kalır rakip, şampiyonluk gelir ama ezeli rakibi CL'yi alır o sene. Şampiyonluk sevinci kursağında kalır. Bir sene sonra Juventus 1.lige yükselir, eski gücünde değildir. Inter yine şampiyon olur. Roma yine 2. Şampiyonlar Ligi'nde ise, başarı bir türlü gelmemektedir.
Mancini yerine, o sırada boşta olan Mourinho'yu getirir takımın başına. Yine şampiyon olur ve rakipleri hiç kupa alamadan tamamlarlar sezonu. İlk kez onlardan tam anlamıyla üstündür. Bu kez de Ibra'nın Barcelona'ya gitmesine engel olamaz. Yerine Eto'o gelir. Eto'o'dan sonra bu kez şov yerine ortalama transferler yapar. Motta, Milito Genoa'dan, Sneijder Real'den.
Derken 2010 yılı, 15 yıllık başkanlığının en muhteşem senesini olur Moratti'nin. 3 ayrı kulvar, 3 kupa. Takım babasından sonra ilk kez Avrupa'nın en büyüğü olmuştur. Şampiyonluk sayısında Milan'ı geçmiş, 5 kez üst üste şampiyon olarak da Juventus'un 1931-1935 arası rekorunu egale etmiştir. Herşey bir rüya gibidir.
O rüyadan, Real'in tokadıyla uyanır, hem de kupayı kaldırdıktan sadece 3-4 gün sonra. O'na tüm kupaları kazandıran hocayı elinde tutamaz bu kez de. İtalya'da 1.sınıf oldun belki ama ligin Avrupa'da 2.sınıfa düşeli çok oldu der İspanyollar. Ezeli rakiplerinin neden olduğu skandaldan sonra toparlayaman Serie A, yıldızların hayalini kurduğu lig olmayı, önce Premier'e sonra da La Liga'ya kaptırmıştır bir kere. Yapacak bir şey yoktur.
Mourinho ile son yemeğini yer ve yollar ayrılır. Bugün de, Mourinho'nun yüzünü bir müddet görmek istemediğini söyler gazetecilere, morali bozuk olduğunu belli eden bir yüz ifadesiyle. Şimdi gelecek yeni teknik direktör peşindedir. Ama kalburüstü hocalardan kim gelir artık İtalya'ya. Mihajlovic'e mi kalacak, zaman gösterecek ama asıl olan, bu seneki başarı yıllar sonra 22 Mayıslarda mı hatırlanacak yoksa yeni zaferlerin yanında mı?
Tek derdin bu olsun demek geliyor içimden, Ama geleceği düşünürsek de işi çok zor. Hayatında ilk kez çılgınlar gibi sevinecekken, bir kaç gün sonra başına gelmesi muhtemel olayı düşünüyorsun. Maç sonrası sevinçlerde 'Bizi bırakma Mourinho' diyor taraftarlar. Onlar da neler olacağının farkında.

Mayıs 23, 2010

Finalde 2.Türk.


Yıldıray 2002 CL finalinde kupayı kaybeden taraftaydı. Dün de Hamit oyundaki ilk değişiklik oldu. Ribery'nin yokluğunda sol kanatta oynadı. 2.yarının başında Müller'e al da at dedi ama olmadı. Oyundan çıkarken yüz ifadesi de çok şey açıklıyordu.

Mayıs 22, 2010

Total Futbolun Katili Mourinho.

Yine kapandı kazanmak için ve yine kazandı. Cruyff'tan sonra Van Gaal sistemini de çökertti ve boynuz kulağı geçti. 45 sene sonra kupayı Inter'e, 7 sene sonra da kendisine. Çok konuşulur yine Mourinho. Ama Milito nedir? Kupa finali, ligin son maçı ve CL Finali, 4 gol 3 kupa. 90.dakikaya kadar sahada hiç İtalyan olmaması ve Hamit büyük hayal kırıklığıydı.
3te 3 inter'in. Inter Barça'nın 6'sına, Milito da Pedro'nun 6'sına aday. Kırılmaz denilen rekorlar, 1 sene de kırılacak hale geldi.
Real'in gönderdikleri ile kupayı aldı Inter, şimdi hocayla mı alacak intikamı Real acaba?

Final Madrid 2010






Robben, Sneijder, Samuel, Eto'o ve Cambiasso formaları farklı Real'in sahasındalar tekrar. Bir tarafta Robben'in Bayern'i finale getirmesi, diğer tarafta Sneijder'in Inter'e etkisi. İkisi de geçen sene Real'deydi. Bu sene 2'side finalde. Yanmaz mı taraftarlar Real nerede diye şimdi?

Nisan 30, 2010

Biraz Da Şans Yanında Olacak Be Hocam.


Futbol ilahları koruyor gibi deyimler de kullanılsa aslında bazı takımlar özellikle bazı dönemlerde topun en çok sevdiği takımlar oluyorlar. CL'yi aldığı sene Liverpool neyse bu sene de Atletico öyle gidiyor.
Gruplarda Apoel'den deplasmanda aldığı 1-1'lik skor sayesinde 2'li averaj avantajı ile UEFA'da yoluna devam etme hakkı aldı. Rakip Galatasaray'dı. Takım kötü durumdaydı. Agüero formsuzdu. İlk maç 1-1 bitti. İstanbul'da 80.dakikaya 1-1 girilirken, 5.hakemin gözü önündeki penaltıyı görmedi ve 90.dakikada Forlan turu getirdi. Gerçi penaltı verilse kaçacak veya attıkları golü atıp belki de 2 beraberlikle turu geçeceklerdi. Ardından Sporting ve Valencia'yı hiç galip gelmeden 2'şer beraberlikle, deplasmanda fazla gol atması sayesinde, eleyerek yarı finalde Liverpool'a rakip oldu. İlk maçta, maçın 9.dakikasında Forlan gelen ortaya iyi vuramadı, top Reina'yı yanılttı, Carragher da topa yetişemeyince, gol oldu ve maç o golle bitti. Ve 2.maç. Liverpool maça süper bir atmosferde başladı, golü ilk yarının sonunda buldu ama belki de Torres'sizlik yüzünden 2.gol ancak uzatmada gelebildi. Ardından yine Forlan çıktı sahneye. Ve final. Yılların şanslı takımı, bu senenin şanslı takımına kaybetti. Kupadaki dönüm maçı Galatasaray maçıdır bana göre. Ve o maçta sahneye çıkan Reyes'i teknik direktörü kurtaran adamlar başlığında inceleriz bir ara.
Bu arada yıllarca 'ulan bizi eleyen takım finale çıktı.' önermemizi tekrar kullanabiliriz.
Rakip Liverpool'un şanslı CL yürüyüşünü hatırlatmak gerekirse, gruplardan son maçın 86.dakikasında Gerrard'ın golüyle Olympiakos'u 3-1 yenmişlerdi. Aynı puandalardı ama 2'li averajı Olympiakos 86.dakikada yediği golle kaybetmişti. Bir sonraki turda rakip Leverkusen'di. Anfield'da hala dün gibi hatıladığım maçta, Leverkusen kaleye 20ye yakın şut çekmişti ancak Liverpool bulduğu 4 pozisyonun 3ünde gol atıp maçı 3-1 kazanmıştı. Leverkusen'in golü 3-0dan sonra gelmişti. Ancak kaçan golleri hatırlayanlar varsa ben Liverpool'un bu kadar pozisyon verdiği başka maç hatırlamıyorum, o kadar net söyleyebilirim. Daha sonra Juve'yi elediler çeyrek finalde. Ardından gol çizgiyi geçti, geçmedi derken Mourinho'nun Chelsea'si de yarı finalde elenmiş oldu. Final ise İstanbul Mucizesi zaten. İlk yarı 0-3. Maçın sonu 3-3. Penaltılar ve kupa Liverpool'un. Bu arada 2 sene sonra yine Chelsea'yi yarı-finalde biraz da tartışmalı golle yenip, penaltılarla finale çıkmıştı. Chelsea'nin geçen sene verilmeyen 3-5 penaltılı Barça maçı ile birlikte, 3 yarı finali de tartışmalı kaybetmesi tesadüf mü acaba?

Nisan 29, 2010

Yürüyerek Gidecektik.


Bizim metrobüse geçen sene kaza yaptıran Hamburg, bu gece lig maçına çıkar gibi çıkacağı finale giderken kaza yaptı. Dün de Barcelona trenle gideceği finale giderken Mourinho'nun hışmına uğradı.
Hedefe aşırı kilitlenme midir bunun sebebi yoksa zaten olacak olan mı? Barcelona, Bernebau'daki finale gideceğine çok inanmıştı, 'Real Madrid'in soyunma odasını istiyoruz.'a kadar gitti iş. Ama Mourinho'nun 10 kişilik takımını geçemediler. Geçen sene Chelsea maçında aleyhlerine verilmeyen penaltıların ardından sadece 1 pozisyon buldukları maçla finale çıkıp, kupayı 3.kez almışlardı. Bu kez o 1 pozisyon yetmedi. Ve o büyük hedef gerçekleşemedi. Bir de maçtan sonra Victor Valdes'in Mourinho'yu durdurmaya çalışması ve fıskiye açılması takımı daha da küçük düşürdü.
Bugün de Hamburg, ilk kez final oynama şansı yakalamış Fulham karşısında 1-0 öne geçtiği maçı 2-1 kaybederek, ilk maçta gol atamamanın verdiği sıkıntı ile kendi evinde oynayacağı kupaya veda etti. Bugün çok olmasa da asıl üzüntüyü finalin oynandığı gün çekecek Hamburglu taraftarlar.
Biz çektik mi üzüntü derseniz, elbette hayır, biz çeyrek finali de görememiştik, ne finali. Ama Martin Jol'un maçtan önce, 'Fenerliler üzülmesin, Galatasaray'ı oraya göndermeyeceğiz.' lafına tav olmuştum, sanane be adam bizim rekabetimizden diyerek. Jol Ajax'a gitti ama laf baki kaldı. Hamburg'da bugün rakip sahaya değil kendi evine bile gidemedi. Bu arada kupaya veda ettikleri maçın hakeminin TÜRK olması da çok ironik. Artık Hamburg'a, Fulham'a görkemli bir karşılama yapmak kaldı.
Bu arada hatırlatmak gerekirse, son 10 yılda sadece Feyenoord ve Sporting kendi evlerinde final oynamıştı Avrupa Kupalarında. Feyenoord Van Hooijdonk'la kupaya uzanmıştı. Sporting ise Fatih Terim'in yorumculuğunda atv'de CSKA'ya kaybetmişti. Son ayrıntı niye aklımda kalmışsa artık.

Mourinho vs. Barcelona



Nisan 28, 2010

Tek Kale Maç Ama...

Mourinho 6 (6), Bayern 9 (9), Van Gaal 14 (15), Inter 38 (45) yıl sonra finalde. Parantez içindeki rakamlar da son aldıkları CL'den bu yana geçen zaman. Kupa gelirse Moratti dünyanın en mutlu adamı. Mourinho'da muhtemelen dünyanın en zengin teknik direktörü olur.
Her ne kadar Inter 2 maçtada topa sahip olmasa da hatta bu gece iyice ezilmiş olsa da turu geçen taraf oldu. Futbol adına kötü ama taraftarlar adına müthiş bir başarı. Özellikle 45 yıl içinde ezeli rakiplerinin bu kupayı çokça alması, onların belki de son yıllarda ard arda aldıkları şampiyonluklara bile sevinmelerini engelliyor olabilir. Her ne kadar 'zero titoli'de' olsa Milan bu kupayı son 45 yılda 6 kez, Juve 2 kez almış.
Bu arada Eto'o'yu resmen sol bek oynattı Mourinho. Guardiola ise B plansız oynadı, yarın bizimkiler hemen basarlar klişeyi. Niye İbo'yu çıkarırsın diye ahkam kesecekler. Pique, ileri çıkmış Servet muamelesi görecek. Hikmet Karaman bizde olsa ıslıklanırsın dedi, e zaten Rijkaard çok kez ıslıklandı, ıslıklanmamışsa da spor programlarına meze oldu.
Ayrıca çok değil birkaç ay önce 6da 6 yaptı Barcelona. Herkes bu rekor kırılır mı demişti. Ama bugünkü tabloda Bayern de, Inter de şu an bu rekoru egale edebilecek durumdalar. Barça ise 6da 6nın üstüne en fazla 6da 2 yapabilecek durumda.
Başka bir mesele de, yarın bir gün Mourinho Türkiye'ye gelse Rıdvan Inter'i herkes finale çıkarır diyebilecek mi? Hele hele böyle bir maçtan sonra.

Nisan 21, 2010

Kazanamazsak Dişini Kırarım.

Maçı izleyemediğimizden parça parça birleştirmeye çalışıyoruz maçı kafada. Messi-Maicon çarpışması ve Maicon'un dişi. Nazar değmiş Maicon'a son 2 maç yüzünden herhalde.

Nisan 20, 2010

Otobüsle Geliyoruz.

Santiago Bernebau'daki final hayallerine taş koydu Inter. Mourinho'nun takımının 3 gol atması hedefe kilitlenmişliğin simgesidir. Devamını da getirirler Nou Camp'ta. Iniestasızlığa bir de Puyolsuzluk eklendi rövanşta. Maçı izleyemedik ama Messi'yi pek sahneye çıkarmamış olsa gerek. Nou Camp'ta da çıkarmazsa 38 sene sonra finale gider Inter CL'de. Bir daha kimse alamaz dediğimiz 6 kupanın 6sına aday oldu Mourinho.

Mart 19, 2010

UEFA'nın İstediği


Bu mudur? Bence budur... İstenen finalin adı Manchester Utd- Barcelona.


Bugün çekilen çeyrek final kuraları şu şekilde oldu:



  • Lyon - Bordeaux

  • Bayern Münih - Manchester United

  • Arsenal - Barcelona

  • Inter - Cska Moskova

Yarı final kuraları işe şöyle:



  • Bayern-Manchester vs Lyon-Bordeaux

  • Inter-Cska vs Arsenal-Barcelona

Real Madrid elenmeseydi, bu tablo bize olası bir El Classico izletebilirdi CL Finalinde. Buna söylenecek tek söz var;


"Futbol asla yalnızca futbol değildir.."

Ne Olacak Bu Juve'nin Hali ve UEFA EL Gecesi.



Caner'e tecrübesiz dedik de, birader Cannavaro'ya n'oluyor? 1-1lik maçta 27.dakikada kırmızı kart yemek nedir? Zaten kötü giden işler, Fulham'dan 4 yiyince daha da kötüleşti. Ligdeki saçmalamanın üstüne UEFA'da da işler bozuldu.

Atletico, Valencia, Liverpool, Fulham, Hamburg, Wolfsburg, Benfica ve Standard Liege. 2 İspanyol, 2 İngiliz, 2 Alman, 1 Portekiz, 1 Belçika. Gruplardaki çift maçlar Rusların ipini yere serdi. Geçen sene son16'da 5 çeyrekte 3 Rus veya Rus asıllı takım vardı. GS ve FB devam edebilseydi puan farkı ciddi kapanacaktı, Rusya, Ukrayna, Hollanda ve Romanya ile.

Atletico deplasmanda güldü yine. Lille beklenen sonuçla Liverpool'a elendi. Wolfsburg uzatmada Rubin'i eledi. Werder yine bol gollü maçın kahramanı oldu. Valencia'yla 4-4 berabere kaldılar. David Villa hat-trick yaptı.

CL'yi de hesaba katarsak. Çeyrek Finallerde 4 İngiliz, 3 İspanyol, 3 Alman, 2 Fransız, 1 Rus, İtalyan, Belçika ve Portekiz takımı var.
İtalyanların tek takım kalması, son yıllardaki çöküşe Mourinho haykırışıdır.

Mart 15, 2010

Mourinho 2 - Ancelotti 1




3ü hazırlık 6 kez karşılaştılar bugüne kadar. Resmi maçlarda 2-1 önde Mourinho. Ama Ancelotti'nin elinde 1 maç var. O da yarın oynanacak. Bana göre Ancelotti'nin durumunu belli edebilir bu maç. Mourinho'nun Inter'i bir sürpriz yapabilir. Hehe ne de olsa büyük zaferler öncesi maç kaybeder takımlar. Konsantrasyon sıkıntısı yüzünden Catania'dan 3 yemiş olabilirler. Bizde olsa hemen yapıştırırlardı bu lafı. Drogba belirler Chelsea'nin kaderini gibi geliyor.

24.07.2005 Hz. Milan (A) 0-1 Chelsea (M)
31.07.2005 Hz. Milan (A) 1-1 Chelsea (M)
28.09.2008 Serie A Milan (A) 1-0 Inter (M)
15.02.2009 Serie A Inter (M) 2-1 Milan (A)
22.07.2009 Hz. Chelsea (A) 2-0 Inter (M)
24.02.2010 CL Inter (M) 2-1 Chelsea (A)

Mart 10, 2010

Emirates'de Bir Türk.


Arsenal-Porto maçında 2.yarı Porto kalesinin arkasında asılı duran pankart ilgimi çekti. 'Kerim Kutlu Turkish Gunner'. Eboue'nin golünde yakaladım ne yazdığını. G mi mi tam çözemedim ama G'dir diyerek Gunner dedim. T olsa Tunnel diye saçma bir şey olacaktı. Rüzgardan pankartın son harfi de havaya kalkmış belli olmuyor.

Aralık 28, 2009

UEFA CL'de Türk Takımları #4

Serinin şimdilik sonuna geldik. Sıra gollerde. 138 maçta 127 golümüz var toplamda. Yediğimiz golde 228. Kimler atmış bu golleri ve bize kimler atmış?
İlk golümüz Cihat Arslan'dan Spartak Moskova'ya. Son gol Bobo'dan CSKA'ya.


Sergen 4 golünü de Lucescu'lu yıllarında atmış GS ve BJK'nin. Oktay 6 golü sadece 2 sezonda atmış. Ümit Davala'nın 4 golünün 3ü İtalyanlara. Kubilay'ın tek golü Nou Camp'ta. Ahmet Dursun'un 2 golü de aynı maçta Barça'ya. Uğur Boral'ın 2 golü de aynı maçta CSKA'ya.
Gruplardan çıktıktan sonra atılan gollerde Deivid 3 golle lider. Hasan Şaş, Ümit Davala, Jardel, Kezman, Lugano, Semih ve Kazım'ın birer golleri var.
En güzel 5 golü sıralarsak;
1 Hagi v Monaco
2 Hagi v Ath. Bilbao
3 Deivid v Inter
4 Jardel v Rangers
5 Appiah v Schalke'dir benim nazarımda.

Ve de yediklerimiz,
Yediğimiz 228 golün 10u Shevcenko'dan. Hiç bir takımımızı pas geçmemiş. 5'i bir sezonda Fenerbahçe'ye. 2.sırada Barça'dan Luis Enrique var. O da her takıma atmış. 4 golü var. 4 gol atmış diğer futbolcular Marco Simone ve Crouch. Rooney, Benayoun ve Sigurd Rushfeldt'in hat-trickleri var. Lisandro Lopez ve Saviola'dan da 3er gol yemişiz.
Nonda ve Christian Galatasaray'a 2şer gol atmışlar ve daha sonra Galatasaray forması giydiler. Ayrıca hiç bir iyi futbolcuyu eli boş göndermemişiz. Klinsmann, Scifo, Romario, Rivaldo, Kluivert, Beckham, Cantona, Siegl, Chiesa, Crespo, Ibrahimovic, Rivaldo, Lampard ve nicelerinin golü var bize. Daha Messi ve Ronaldo'dan yememişiz. O da denk gelmedik diyedir.
UEFA CL'da durumumuz bu. Son 10 yılda sadece 2 çeyrek final ve genelde mağlubiyetlerle çekildik turnuvadan. İleride artık biraz ilerleme kaydetsek diyorum.

Aralık 23, 2009

UEFA CL'de Türk Takımları #3

Kaldığımız yerden devam. Toplam 19 kez yer aldığımız gruplardan 2 kez, 2 kez yer aldığımız 2.gruplardan da 1 kez çıkmayı başarabildik.


Eski sistemde 2 kez çıktı Galatasaray 1.gruplardan, 1 kez de 2.gruplardan çeyrek finale kaldı. Sezon 2000/01. Maçta bir nevi Süper Kupa'nın rövanşı olacaktı Real Madrid'le. Maçtan önceki pazartesi 90 dakika programında Haşmet Babaoğlu'nun dediğini hatırlıyorum. Galatasaray Roberto Carlos'un kanadından giderse kesin kazanır maçı demişti. Bende yuh demiştim içimden. Ama maç başlamış ilk yarıyı Galatasaray 2-o mağlu tamamlamıştı. Ama maçı izlemeyi bırakamadık. O zamanlar öyleydi. Bırakmazdı maçları Galatasaray. İkinci yarı bambaşka takım çıkmış maça ve Roberto Carlos'un kanadından Fatih'in getirdiği toplarla 2 gol atmıştık. 1 golde penaltıdan gelmişti. Jardel'in ofsayttan verilmeyen 1 golü, 1 penaltısı ve 1 direği vardı 2.yarıda. Hakem Collina olunca hatalı karar var mı yok mu diye bile düşünmemiştik. Maç 3-2 bitmiş, İtalyan gazeteleri 'Kim Durduracak Bu Türkleri' ve 'Annecim Türkler Geliyor' diye manşet atmıştı.
Rövanşta sakatlıklar ve cezalılar Ahmet Yıldırım'ın sağbek oynamasına sebep olmuştu. Pek varlık gösterilemeyen maçta 3-0 yenilerek kupaya veda etmişti Galatasaray. Real de yarı finalde kupayı kazanacak Bayern'e yenilmişti.


2.Çeyrek Finalimiz. Sezon 2007/08. Zico'lu Fenerbahçe gruptan 2.çıkmış, 2.turda Sevilla ile eşleşmişti. İlk maç kıran kırana geçmiş Fenerbahçe 3-2 kazanmıştı, ama Roberto Carlos ilk maçta sakatlanarak uzun süre takımından ayrı kalmıştı. Rövanş enteresan başladı. Volkan'ın şaşırtıcı hataları ve Sevillalı Dani Alves ve Keita'nın 2 şutu 10 dakikada 2-0 geriye düşürdü Fener'i. Sonra Deivid çıktı sahneye. Devre bitmeden Kanoute'de attı bir tane. 2.yarı vasat bir maç vardı sahada. Ancak Deivid'in çabası maçı uzatmaya götürdü. Penaltılarda Volkan kendini affettirince, Fenerbahçe tarihinde ilk kez bu kupada Çeyrek Finale çıktı.
Rakip Chelsea'ydi. İstanbul'da 60 dakika Fener'in pozisyonu yoktu ve 1-0 gerideydi. İlker Yasin bu 60 dakika boyunca, 'Bunlar Chelsea, top bile yaptırmıyorlar Fener'e diye tekrarlayıp durdu.' Bir boş pozisyonda Kazım eşitliği sağladı ve maç döndü. 30 dakika Fener, Chelsea yarı sahasındaydı. İlker Yasin dönmüş, 'Ben Fenerbahçe'ye başından beri güveniyordum zaten demeye başlamıştı.' Tam maç biterken o sezon toplamda 5 gol atan Deivid çıktı sahneye ve çok uzaklardan avladı Cech'i. İlk golü kendi kalesine atmıştı, bu golle affettirdi kendini.


Deplasmana dair pek birşey söylenemez. Chelsea maçın başında ve sonundan 1er gol attı ve 2-0 kazandı. Ancak maçtan en çok Alex'in boş Kazım yerine, ceza yayından geriye Aurelio'ya dönmesiydi. Maçı beraberliğe götürme şansını harcamış oldu Alex. O gün benim için bitmiştir Alex. Kendisi bunu fazla sallamayabilir ama Avrupa'da doğru dürüst oynamaması canımı sıkar hep.
Sonuç Şampiyonlar Ligi evresinde en yüksek noktamız, 2 çeyrek finaldir sadece. 2 çeyrek finalde de deplasmanlarda kaybettik turları. Bir daha elimize böyle şans ne zaman gelir diye bekliyoruz artık.

Aralık 12, 2009

UEFA CL'de Türk Takımları #2

Ön elemelerden burada bahsetmiştik. Şimdi sıra gruplarda. Galatasaray 10 kez, Fenerbahçe 6 kez, Beşiktaş ise 5 kez yer aldı gruplarda. Galatasaray, eski sisteme göre 2 kez de 2.tur gruplarında yer aldı. Galatasaray 2 kez 1.tur grupları, 1 kez de 2.tur gruplardan çıktı. Fenerbahçe 1 kez gruplardan çıktı ve 2.turu geçerek çeyrek finale yükseldi.

Gruplarda en çok 12 kez ile en çok Barcelona ile karşılaştı takımlarımız. 2 kez yendiler, 2 kez berabere kaldılar ve 8 kez yenildiler. Ardından 8'er kez ile ManU, Milan ve PSV geliyor. ManU'yu 2 kez 1-0'lık skorlarla Old Trafford'da yenerken, İstanbul'da 1 kez 3-0, 1 kez de 0-0'lık skorlarla ayrıldık sahadan. Milan'a karşı San Siro'da 2-2'lik beraberlik ve Galatasaray'ın 3-2 ve 2-0'lık galibiyetleri var. 5 kez sahadan mağlup ayrıldık. PSV ile nispeten daha iyi durum. 3G, 1B ve 4M var. 3.sırada 6 kez karşılaştığımız ekipler var. Juventus, Chelsea, Sparta Prag ve Liverpool.
Ne acıdır ki gruplarda 2 maçta da yendiğimiz tek bir rakip bile yok, şidmiye kadar karşılaştığımız 41 takımdan. Hiç yenilmediğimiz rakipler var Allahtan. Rapid Viyana, Nantes, Roma, Hertha Berlin ve Rangers. Beraberlik ve galibiyetler var bu takımlara karşı. Hiç yenemediklerimiz ise, Spartak Moskova, Borussia Dortmund, Parma, Bayern Münih, Schalke, Lyon, Leverkusen, Roma, Real Sociedad, Sturm Graz, Leeds UTD, Club Brugge, Dinamo Kiev, Bordeaux, Arsenal ve Wolfsburg. Bu takımlarla da en fazla berabere kalmışız.
İstanbul'daki maçlar ve deplasmanlar arası inanılmaz fark var. İstanbul biraz daha iyi. Ancak İstanbul'da da 5-0'lık Chelsea ve 4-0'lık Milan mağlubiyetlerizmiz de mevcut. Deplasman ise şenlik, 8-0, 6-0, 5-0, 6-2, 4-0'lık bomba skorlar var. 5-0 Barcelona'dan, diğerlerinin hepsi İngiltere'den alınan skorlar. Bizim takımların en farklı galibiyetleri ise İstanbul'da Barça, ManU, Sparta Prag, Rosenborg ve PSV'ye atılan 3-0'lar. 4 gole bile ulaşamamışız kendi evimizde. Deplasmanda ise Hertha Berlin'i 4-1, Chelsea ve Lokomotiv Moskova'yı 2-0, Sparta Prag, ManU 2 kez, Nantes'ı 1-0'lık skorlarla geçmişiz.

Serinin bir sonraki versiyonunda grup sonrası maçlar ve gollerimizi inceleyeceğim.
Related Posts with Thumbnails