Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eylül 25, 2011
Eylül 11, 2011
Türkler Uçuyor #3
Etiketler:
Basketbol
Eylül 02, 2011
Saat Farkı
Yine bir maç günü, yine üst üste denk getirilebilen maçlar. Eurobasket organizasyonu bize bağlı olmadığından, suç sanırsam TFF'de yine. Her zaman olduğu gibi. Hem futbolu özlediğimiz şu günlerde Kazakistan maçını, hem de gaza gelmiş basket milli takımını Litvanya önündeki maçını niye zapla izliyoruz?
1 saat geri almak bu kadar zor olmamalı.
Tabi eveliyatı da var bu işin.
1 saat geri almak bu kadar zor olmamalı.
Tabi eveliyatı da var bu işin.
Haziran 17, 2011
Helal Olsun.
Futbolun olmadığı sezonda bizi heyecanlandırıp, ümitlendirenlere helal olsun. Bütçe farkı ve sakatlıklara rağmen buraya kadar gelip, Euroleague kapısına getirenlere helal olsun.6 maçta, özellikle de son 4 maçta basketbol ziyafeti çektiren tüm basketçilere helal olsun.
Etiketler:
Basketbol,
FB,
Galatasaray
Mayıs 25, 2011
Aralık 30, 2010
Kasım 26, 2010
Hafta Sonu 4 Derbi

Hepsi Pazar günü, hatta neredeyse hepsi üst üste. Bunu anca biz beceririz. Elbette futbol kadar izleyicisi yok basketin ya da voleybolun ama 3 federasyon koordine olabilse? Ne bileyim 1-2sini cumartesiye atlatsalar? Hava kapalı İstanbul'da hafta sonu, belki insanlara bir alternatif çıkarabilirsiniz.
En basiti FB-GS voleybol ve basketbol maçlarını arka arkaya koysanız, cumartesi günü aynı salonda, en azından oyunculara bir şevk falan gelir, oyun güzelleşir, birbirlerinin sesi yerine tezahürat duyabilmek futbolcular kadar onların da hakkı olmalı. Futbolda derbi haftasında gün içinde yapılacak maçlarda pek de olay çıkmayabilir, ya da engelleyin onu da artık. Ya da anlaşın bir kaç okulla, öğrencilerini getirsinler maçlara. Çok mu zor? Bir Avrupa ya da Dünya Şampiyonası daha mı bekleyeceğiz salonların dolması için?
Şunu da unutmamak gerekir ki, namağlup finale giden Fenerbahçe Acıbadem geçen sene €3200 ceza yemişti, Avrupa Voleybol Federasyonun'dan, seyirci azlığı sebebiyle. Tribünler dolmasın diye uğraşıyor gibiyiz.
Maç saatleri aynen şöyle;
28 Kasım Pazar
15:00 Erkekler Voleybol - FB v GS
17:30 Bayanlar Voleybol - FB v BJK
19:00 Futbol - GS v BJK
19:30 Bayanlar Basketbol - FB - GS
Edit: BJK CT - MP TS BBL maçına, Antep-Trabzon futbol maçını denk getirmek de mümkünmüş.
Etiketler:
Basketbol,
Futbol Olmasa,
TFF
Kasım 13, 2010
Basketbolun Değeri.
Şu sıralar Avrupa'da 4te 4 yapan Fenerbahçe'nin maçı oynanıyor, Sinan Erdem'de. Tribün doluluğu beklentimin üzerinde ama yeterli değil elbet. 15.500 kişilik tesis, Dünya Kupası üstüne oynanacak Avrupa maçları dışında atıl kalacak o belli.
Türkiye'de basketbola, futbolun 3te 1i kadar ilgi duyulduğu düşünülürse tribünlerin full olması gerekir aslında. Saraçoğlu'na her maçta 45.000 Fenerli geliyorsa, burayı da dolduracak rakam 45.000'in 3te 1i. Hem de son bir kaç sezondur futbol takımından daha başarılı sonuçlar almasına rağmen, basketbola beklenen ilgi bir türlü gelmiyor.
Sebepleri tesisin uzaklığı ya da ligdeki rekabetin azlığı sayılabilir elbet ama yine de klüplerin bunun üzerine düşmesi gerek. FB Ülker City açılınca uzaklık bahanesi ortadan kalkacak.
Beşiktaş'ın Milica Dabovic ve şimdi de Iverson transferi tribünleri dolduracak hamleler. Yeterli mi değil mi onu zaman gösterecek. Olympiakos NBA'den oyuncu getirmeye başladıktan sonra, tadına doyamadılar ve hala devam ediyorlar.
Tribünlerin dolmasının başka bir yansıması olacak ki, her yerden para avına çıkmış 3 büyükler için aşırı da olmasa bir başka gelir kapısı açacak. Reklam panoları. Maçın başından beri reklam panolarında dönen 3 grup reklam var. Fenerbahçe'nin markaları, sponsorları ve Büyükşehir Belediyesi'nin markaları.
Tesis belediyenin olduğu için muhtemelen ödeme yapmıyordur. Fenerbahçe kendi markaları için de para ödemiyordur. Sponsorlar da, sponsorluk anlaşmaları içine yerleştirmiştir bu reklamları. Geriye basketbol için tek gelir kaynağı tribünler kalıyor. Onlarda yeteri kadar ilgi göstermeyince Fenerbahçe isminin yanına Ülker markasının konması şart oluyor.
Üzerinde reklamı bırakın, forma üreticisinin bile logosunun yer almadığı NBA takımları biraz daha incelenmeli. Basketbol Amerikan tarzı da olsa, birinci spor değil. Sinemalardan bile daha fazla ilgi duyulması sağlanan NBA, bunu nasıl yapıyor incelemek gerek.
Bir de 2011'de basketbol yatırımını durdurmayı düşünen Ülker çekilirse, süper lig'deki Turkcell etkisi görülecek basketbolda da. Yanına da kanunen çekilen Efes Pilsen eklenirse, BBL zorla yakaladığı değeri hepten kaybedecek.
Biz de Dünya İkincisi olduk ama bunu halka yayamadık, yeni oyuncu yetiştiremiyoruz demeye devam edeceğiz bu gidişle. Bizim gördüklerimizi birileri görüyor demek istiyorum ama güvenemiyorum gözüpek yöneticilerimize.
Etiketler:
Basketbol
Eylül 16, 2010
Han Sarhoş Hancı Sarhoş
Rusya maçında pon pon kız çıkarılmamasına ceza yazmış FIBA. Peki, NTV'nin kızları göstermemek için molalarda reklama girip, reklam erken bitince bench'e odaklanmasına ne yazacağız.Edit: Federasyon açıklama yapmış, ceza gelmemiş diye. Ancak ponpon sansürünün dayanağı dillere destan, bakınız şöyle denmiş. 'Seyirci konsantrasyonunu bozmamak için kızları dans ettirmedik.' Bunu da yiyen olursa helal olsun. Buradan şu anlaşılıyor : Rusya maçında, Sırbistan maçından çok daha fazla seyirci konsantrasyonuna ihtiyacımız olmuş, kızlar dans ettiğine göre.
Etiketler:
Basketbol
Eylül 14, 2010
Türkler Uçuyor #2
Bugünkü manşetler ise dün yaşananları gösteriyor. Dünya 2.si takım, dilenci gibi yok ev, yok altın peşinde, gece alem yaptıktan hemen sonra Ankara'ya uçuyor. Türkler hala uçuyor görüntüye göre. Kişi başı 1,5m TL için, tribünde olanlardan dolayı özürler dileniyor, gazetelerde başarıdan bahsedilen yazılar olması gerekirken aç gözlü bir takım manşetlere çıkarılıyor.
Bir kez daha başarıyı kaldıramayıp, gölge düşürüyoruz, elimize yüzümüze bulaştırıyoruz. Türk Takımı, Türk gelenek göreneklerinden uzakta, başarıyı unutmuş, para peşinde koşuyor. Bunu da senede $10m kazanan birinin liderliğinde yapıyor. En sevdiğimiz adamlardan birinden daha nefret etmeye başlıyoruz. Hido, Hakan Şükür'ün basketbolcu versiyonu olma yolunda uçar adım ilerliyor nazarımızda.
Etiketler:
Basketbol
Eylül 06, 2010
Eylül 05, 2010
Eylül 04, 2010
Temmuz 10, 2010
LeBron James vs. AS Roma.
LeBron James 5 yılda $600m kazanmaya Miami'ye geçti. Roma ise €325m borç yüzünden bankaya devroldu ve satılmayı bekliyor. Yeni Kıta'nın eskisinden kaç yıl ileride olduğunu siz düşünün. Miami LeBron'dan önce Bosh'u kadrosuna kattı, bir de Wade'le kontrat yeniledi. Buna benzer hareketi yapan Avrupa'dan futbol klüpleri çok kısa bir süre sonra iflasın eşiğine gelip, satışa çıkıyor. Daha da kötüsü alan olmuyor. Portsmouth, Newcastle, Liverpool şimdi de Roma. Roma 9 sene önceki şampiyonluğun yaralarını saramadı bir türlü. Bir ara Vatikan almak istedi, borç fazla geldi. €700m borçlu ManU'nun akıbeti meçhul. Herhangi bir sahibi olmayan Barcelona ise maaşlar için €150m'luk kredi başvurusu yaptı. Abrahamovic Chelsea'nin borçlarını cebinden ödeyerek sildirdi. Betis €18m'a satıldı. Mallorca icrada.
Sorun sadece yıldızları alıp, başarılı olmakla kalmıyor. Asıl problemler yıldızları aldıktan sonra başlıyor. Bonservisi ve maaşlarını kulüp ödüyor Avrupa'da. LeBron'da ise durum çok farklı. $100m Miami'den, $500m sponsorlardan. Nike, McDonalds, Gatorade dahil 7 firma. Bizim takımların $3-5m için 100 yıllık çınarların basket, voleybol takımlarına kahve-çikolata-hastane ismi vermelerini düşününce, sponsorların harcadığı rakamlar biraz iyi.
Futbolda Messi, Ronaldo dünyayı kasıp kavururken, Beckham Efendi zamanında LA'e $5m takımdan $40m sponsorlardan ödemeli maaşa imza attığından, yattığı yerde bile onlardan fazla kazanıyor. Avrupa'nın bu sisteme hala geçmemesini de Amerika'da hayatın daha hızlı yaşandığı olarak açıklayabiliriz.
Bu paralar konuşulmaya başlayalı 13-14 yıl oldu, ancak sistemde bir değişiklik olmaksızın Avrupa aynı çizgide gidiyor. Dortmund'lar, Juventus'lar, Roma'lar siliniyor. Bizde yakınlık sebebiyle Avrupa'nın gölgesinde, 5 yıl geriden takip ediyoruz. Şu an belli bir borç batağına saplanmış büyükler ve bu sene onlara katılmasını beklediğim Bursaspor çok kısa bir süre sonra yer ile yeksan olma adayı. Sporda kâr olmadığını ya da bu şekilde kâr edilemeyeceğini anlamaları için batmaları gerekiyor belki de, ki Avrupa hala anlamadı, aynı tas aynı hamam gidiyor.
Amerika'nın sporu Showbiz çanağı içince eriterek, sponsorlara yük bindirmesi kulüplerin mali saçmalamasını da engelliyor. Tabi bir stratejileri olduğundan, patron değişse bile, takımlar gelecek yılları planlayabiliyor. Bizim kulüplerde başkanın yarın ne söyleyeceği bile belli olmadığından onlara yetişmek uzunca bir zaman alacak, hatta iyisi mi yetişemeyeceğiz diyelim, kestirip atalım.
Etiketler:
Basketbol,
Serie A,
Spor Politikaları,
transfer
Haziran 01, 2010
Oktay Mahmuti Galatasaray'da.

Rahmetli Aydan Siyavuş'tan sonra ilk defa basketbolda ciddi bir hamlesini görüyorum Galatasaray'ın. Son kupa 1995'te Türkiye Kupası. Seneye BBL'ye bir takım daha ekleniyor görünüşe göre.
Efes Pilsen'de 4 lig, 3 kupa, 1 Cumhurbaşkanlığı kupası, Suproleague 3.lüğü. Treviso'da Eurocup 2008-09 en iyi koçu.
Futbolda hızlı free transfer girişinden sonra, basketbol ve voleybolda da gelecek sezon için düzgün adımlar atılıyor. Her branşta şampiyonluk hedefi. Ali Tanrıyar'dan sonra her branşa birden yatırım yapılmamıştı. 13 branşta şampiyonluk kırılacak rekor değil de, en azından her branşta tekrar şampiyonluğa oynamak heyecanlı olur.
Etiketler:
Basketbol,
Galatasaray,
transfer
Mayıs 11, 2010
Bir Efsane Bitiriliyor Mu?

Alkolden intikam böyle mi alınmalı? Kanun çıkarsa, Türkiye'nin ilk ve tek Avrupa Kupalı Basketbol Takımı yalan olacak. Final-Four görmüş takım yok olacak. Belki başka bir isimle devam edecek ama aynı tadı vermeyecek. Türk Basketbol'una en büyük yatırımı yapmış, basketbolu Türkiye'ye sevdirmiş ve inanılmaz bir altyapı ile basketçi yetiştiren kulübe, ki isminde alkol markası olan başka bir takım yok, bir vefa gösterilemez mi? Kanunun çıkıp çıkmayacağı belli değil ama eğer çıkarsa Efes Pilsen satışları katlanacak ama takımı bir daha maç kazanamayacak.
Etiketler:
Basketbol
Şubat 01, 2010
Michael Jordan@Jay Leno Show
Jay Leno Show'a uydu bağlantısıyla Bahama Adaları'ndan programa bağlanıyor Jordan ve Jay Leno Jordan'a 10 soru soruyor.
Sorulardan biri
- Hayatında oynadığın en kötü golfçü?
- Charles Barkley:))
Ocak 18, 2010
Yalnız Kaf Kaf'ın Büyün Öyküsü - İ.Badem

İttirmez kendini, hiç kaktırmaz. Hele hele oraya buraya çekiştiremezsin! O kendi kendine yeter! Çünkü o adına çoktan koymuştur. “35.5 KARŞIYAKA” Köy desen, değil, kasaba hiç değil. İlçe milçe anlamaz! Varsa yoksa Karşıyaka” Zaferlere programlanmış bir ruhu vardır. Ne olursa olsun, ilk ve son olarak hep Karşıyaka gelir. Daha Karşıyaka köprüsünün üstünden geçtiğinde, motor ya da, gemi iskeleye yaklaşırken, güneş bir başka parlar, mehtap bir başka güler, rüzgarı bile başka eser. Burası kendine has bir dünyadır. Sevdiklerine sıkı sıkı sarılır, sevdiği için canını bile verir. Bu dünyanın bir numaralı yıldızı “Basketboldur” yediden yetmişe aşıktır, parkelerde seken topun çemberden geçişine. KAF-KAF ya da, doğrusu “KAF-SİN-KAF”. Herkes bu slogan için bir çok laf eder. Hatta ayıba yoran vardır. Hayıııır! Bin kere hayır. Arapçada K.S.K’nın karşılığı, KAF – SİN – KAF olduğu için böyle söylendiğini Türkiye’de Karşıyakalılar dışında kimse bilmez, hep belden aşağı şeylere yorar! Birçoğunun bilmediği bir şeyi daha hatırlatıp diğer konulara yatay geçiş yapayım. Karşıyaka amblemini bilir misiniz? İşte 1912 Karşıyaka ambleminde, Türk bayrağı var. Oysa Türk bayrağını her kulüp kullanamaz. Ama ATATÜRK Karşıyaka ambleminde Türk Bayrağını kullanması için özel izin vermiştir. Yıllarca, deniz aşırı Alsancak’ta ki, salona taşındılar. İki şampiyonluğu orada yaşadılar ama, orası asla onlardan değil di! Her 35.5 lunun gönlünde kendi salonu yatardı. Nihayet yıllar sonra salonlarına kavuştular. Yönetim mükemmele yakın ve ödemelerde titizlikle davranarak basketbolu eski günlerinde ki, EFSANE KAF – KAF’ı yaratmaya karar verdiler. A takımının başına Dr. Hakan Demir ve Alt yapıya Mete Babaoğlu ve Nihat Mala el ele verince mucizelere avuçlarının içinde hissetmeye başladılar. Beşiktaş’ı ya da başka bir takımı yenmek değil, “geleceğe merhaba” dediler. İsterseniz gelin bakın neler oldu:
1991 doğumlu Furkan Aldemir 2.07 boyunda müthiş bir oyuncu. Alt yapıda son senesi. 1992 doğumlu Orhun Güngören alt yapıdan yeni çıktı. Basketbolumuzun yeni isimdaş, Orhun Ene’si olabilecek kadar iyi oyun kurucu. 1993 doğumlu alt yapıdan Onur Çalban 2.09 boyunda geleceğin yıldız oyuncularından. 1991 doğumlu Serkan Menteşe alt yapıdan, gümbür gümbür geliyor. Birkan ve Alper genç yaşta transfer. Şimdi her takıma posta koyan, doğduğuna pişman eden Kaf-Kaf başka takımlar milyon dolarları yabancılara sunarken bakın kaçar dolar vermiş?
Davıd 70 bin dolar, Andre 75 bin dolar, Tolson 80 bin dolar. Brıan 80 bin dolar ve en pahalısı Wesson 200 bin dolar. İnanmak mümkün değil. (Türkiye’de her sene yabancılara ne kadar para veriliyor? Karşıyaka’da tüm yabancılara verilen, bir çok takımın bir yabancısının aldığı paradan az! En kısa zamanda yeni bir dosya açacağım. İlk önce Beşiktaş, bakalım Kartal’da senelerdir neler oluyor?” Bu arada unutmadan hemen söylemeliyim. Adını ve parasını hiç esirgemeden yıllar boyu veren en baba Karşıyaka’lı Selçuk Yaşar ve şirketlerine buralardan sonsuz selam ve saygılarımı göndermek isterim. “HEP DESTEK, TAM DESTEK”
Yıllardır Karşıyaka adına böyle yazılar pek görmezsiniz. Pek değil, hiç görmezsiniz. Sadece netice istatistik ve iki satır yazı! Fanatik Basket varken Allah için haklarını verirdik ama, artık FANATİK BASKET yok ama ilk göz ağrım BASKET DERGİSİ var. Kısmet buradan KAF – SİN – KAF öyküsünü anlatmak varmış. İstanbul medyası sevmez, ya da, hiçbir zaman Karşıyaka umurunda olmaz. Şampiyon oldukları iki sene de, maç sonrası iki satırla geçiştirmiştir. Hiçbir köşe yazarı Kaf-Kaf’ın galibiyetlerinde, ya da o muhteşem salon ve seyirciyi hep pas geçer. Umurunda bile olmaz! Ama benim umurumda. İşte Türkiye Basketbolu bu. Her şehirde böyle olmalı. Efes Pilsen önümüzde ki, sene eğer basketbola devam etmeye kararlı ise mutlaka Kayseri’ye taşınmalı. İstanbul’da otobüslerle taşınan seyirci yerine tıklım tıklım, gerçek seyirci ve taraftar ile oynamanın keyfine varır. Efes Pilsen! Gördünüz mü, Türkiye’de şu anda başka böylesine tribünlerini kendi yöneticilerden almadan, parasını vererek dolduran taraftar var mı?... hani bir slogan var “DELİKANLI TARAFTAR AYAĞA KALKSIN” Onlar, Kaf-Kaf’a gönül verenler parası ve sevgisi ile hep ayakta. Bu mucize, sponsorun. Yönetimin. Teknik ve idari kadronun ama en önemlisi, kulüpleri büyük yapan tek bir şey vardır o da taraftarı. KAF- SİN……….KAF-SİN……..KAF
Son söz: Karşıyaka bir basketbol mucizesidir.
1991 doğumlu Furkan Aldemir 2.07 boyunda müthiş bir oyuncu. Alt yapıda son senesi. 1992 doğumlu Orhun Güngören alt yapıdan yeni çıktı. Basketbolumuzun yeni isimdaş, Orhun Ene’si olabilecek kadar iyi oyun kurucu. 1993 doğumlu alt yapıdan Onur Çalban 2.09 boyunda geleceğin yıldız oyuncularından. 1991 doğumlu Serkan Menteşe alt yapıdan, gümbür gümbür geliyor. Birkan ve Alper genç yaşta transfer. Şimdi her takıma posta koyan, doğduğuna pişman eden Kaf-Kaf başka takımlar milyon dolarları yabancılara sunarken bakın kaçar dolar vermiş?
Davıd 70 bin dolar, Andre 75 bin dolar, Tolson 80 bin dolar. Brıan 80 bin dolar ve en pahalısı Wesson 200 bin dolar. İnanmak mümkün değil. (Türkiye’de her sene yabancılara ne kadar para veriliyor? Karşıyaka’da tüm yabancılara verilen, bir çok takımın bir yabancısının aldığı paradan az! En kısa zamanda yeni bir dosya açacağım. İlk önce Beşiktaş, bakalım Kartal’da senelerdir neler oluyor?” Bu arada unutmadan hemen söylemeliyim. Adını ve parasını hiç esirgemeden yıllar boyu veren en baba Karşıyaka’lı Selçuk Yaşar ve şirketlerine buralardan sonsuz selam ve saygılarımı göndermek isterim. “HEP DESTEK, TAM DESTEK”
Yıllardır Karşıyaka adına böyle yazılar pek görmezsiniz. Pek değil, hiç görmezsiniz. Sadece netice istatistik ve iki satır yazı! Fanatik Basket varken Allah için haklarını verirdik ama, artık FANATİK BASKET yok ama ilk göz ağrım BASKET DERGİSİ var. Kısmet buradan KAF – SİN – KAF öyküsünü anlatmak varmış. İstanbul medyası sevmez, ya da, hiçbir zaman Karşıyaka umurunda olmaz. Şampiyon oldukları iki sene de, maç sonrası iki satırla geçiştirmiştir. Hiçbir köşe yazarı Kaf-Kaf’ın galibiyetlerinde, ya da o muhteşem salon ve seyirciyi hep pas geçer. Umurunda bile olmaz! Ama benim umurumda. İşte Türkiye Basketbolu bu. Her şehirde böyle olmalı. Efes Pilsen önümüzde ki, sene eğer basketbola devam etmeye kararlı ise mutlaka Kayseri’ye taşınmalı. İstanbul’da otobüslerle taşınan seyirci yerine tıklım tıklım, gerçek seyirci ve taraftar ile oynamanın keyfine varır. Efes Pilsen! Gördünüz mü, Türkiye’de şu anda başka böylesine tribünlerini kendi yöneticilerden almadan, parasını vererek dolduran taraftar var mı?... hani bir slogan var “DELİKANLI TARAFTAR AYAĞA KALKSIN” Onlar, Kaf-Kaf’a gönül verenler parası ve sevgisi ile hep ayakta. Bu mucize, sponsorun. Yönetimin. Teknik ve idari kadronun ama en önemlisi, kulüpleri büyük yapan tek bir şey vardır o da taraftarı. KAF- SİN……….KAF-SİN……..KAF
Son söz: Karşıyaka bir basketbol mucizesidir.
Aralık 15, 2009
WC'ye Gittik Gelicez


Ev sahipliğini yapacağımız Dünya basketbol Şampiyonası'nda gruplar belli oldu...Ölüm grubu bizimki olmuş gibi duruyor. En çok üzülen şüphesiz Fildişi Sahili'dir...
A GRUBU
Arjantin
Sırbistan
Avustralya
Almanya
Angola
Ürdün
B GRUBU
ABD
Slovenya
Brezilya
Hırvatistan
İran
Tunus
C GRUBU
Yunanistan
Türkiye
Porto Riko
Rusya
Çin
Fildişi Sahili
D GRUBU
İspanya
Fransa
Kanada
Litvanya
Yeni Zelanda
Lübnan
A GRUBU
Arjantin
Sırbistan
Avustralya
Almanya
Angola
Ürdün
B GRUBU
ABD
Slovenya
Brezilya
Hırvatistan
İran
Tunus
C GRUBU
Yunanistan
Türkiye
Porto Riko
Rusya
Çin
Fildişi Sahili
D GRUBU
İspanya
Fransa
Kanada
Litvanya
Yeni Zelanda
Lübnan
*Maskot çok başarılı olmuş bu arada
Aralık 13, 2009
Tofaş 66 - 75 Karşıyaka

Salon: Atatürk
Hakemler: Halil Baldemir, İsmail Aydın, Yücel Çilingir
Tofaş: Mehmet 8, Bowman 14, Can 11, Cihad 6, Denison 13, Orçun, Butler 7, Nezih 4, Kolariç 3
Pınar Karşıyaka: Birkan 17, Toolson 16, Holston 11, Smith 3, Furkan 12, Gökper, Serkan, Alper 5, Wesson 9, Pastal 2
1. Periyot: 18-22
Devre: 43-29 (Pınar Karşıyaka lehine)
3. Periyot: 48-54
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











