Neden Geldim İstanbul'a etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Neden Geldim İstanbul'a etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 29, 2010

Neden Geldim İstanbul'a? / Gökhan Emreciksin


İstanbul'a gelene kadar yetenek, İstanbul'dan sonra alemci damgasını yemiş bir başka örnek Gökhan Emreciksin.

Sadece 2 sene önce Ankara'da Galatasaray maçının tek ayakta kalanı, bir sonraki hafta ise İnönü'de Deli İbo'yu yoran oyuncusuydu Ankaragücü'nün. TV'de verilen bu 2 maçta herkesin dilindeydi. 2 hafta sonra İstanbul'un yolunu tuttu, popülaritesiyle beraber. Yaşı 24 idi ve herkesin aklında bir ama vardı.

Fenerbahçe'de ne yapacak diye beklemeye koyuldu herkes çünkü son 1 ayın genç yeteneğiydi. O da fazla bekletmeden alkolden kaybetti ehliyetini, diğerlerinden farklı olmadığını vurgulayarak.

33 yaşında Guti yapınca, olur diyoruz ama 24 yaşında bir Türk bunu yapınca olacağı buydu diyoruz. Fenerbahçe'de 12 maça çıktı Gökhan. 10'unda yedekten geldi. Sadece 2 maçta 90 dakika oynadı ve 6 ay içinde bu takımda olmaz diye düşünülmüş olmalı ki, Mehmet Topuz'un transferinde takasla Kayseri'ye gitti.


Kayseri'de kendine yer buldu ancak 2.devre Kayseri düşüşe geçince, biletlerden biri de O'na kesildi. Kadro dışı kaldı. Sene sonu Manisa'ya geçti. Manisa'da hoca değişiminden sonra sadece 5 maçta görev alabildi. Hikmet Hoca ile de yıldızı barışmadı. Bu sezon hiç bir maçta 90 dakika görev alamadı.

Yine İstanbul'un bir türlü önlenemeyen genç öğütmesine, engel olunamadı. Yıllardır ilerleme gösteremeyen Aydın'a, kendini bir türlü bilmeyen Batuhan'a verilen ödünler, İstanbul altyapısından olmayanlara tanınmamaya devam ediyor.

Türkiye'yi gram tanımayanlara, tonlarca para vererek alışsın diye beklerken, Onlar'a sarfedilen eforun yarısını bizdeki yeteneklere vermiyoruz. Yedekte,tribünde yabancı oturtuyoruz ama şu çocuklara sabredemiyoruz.

Biz bu filmi kim bilir kaç kez izledik, hala da sadece izlemeye devam ediyoruz. Gökhan 26 yaşında. İstanbul'da elinden tutma sonra özgüven bekle bu çocuklardan. Transfer dedikoduları var şu sıralar. Son 3 senede 5.takımı olacak dedikodular tutarsa.

Emre'nin dediği gibi 12-13 yaşından itibaren fanusta yaşayan bu çocukların kendilerine bir şey katabilecek kadar profesyonel olmaları gerektiğini kim öğretecek, abilerine bakınca resim apaçık ortada değil mi?

Ağustos 22, 2010

Neden Geldim İstanbul'a? / Tarık Daşgün.

Bu başlığın piridir aslında Tarık. Herkes de aşağı yukarı tüm hikayeyi bilir. 1995'in Mayıs'ında Ali Şen yönetimi tarafından kaçırılarak, Şadan Kalkavan'ın Heybeliada'daki villasında saklanır. İmza dönemi geldiğinde kulübe getirilir imzalar atılır ve Tarık Fenerbahçeli olur.
Bu transfer karşılığında o dönemin parası 123 milyar lira, takribi $4m Gençlerbirliği'ne bonservis olarak ödenir. Gazetelerin yazdığına göre, o parayı repo ve yüksek faizle değerlendiren İlhan Cavcav, kendi adını taşıyan tesislerin temelini atıp, tamamlar. O dönemden hatırladığım en net şey, Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Türel'in 'Tarık en az 1 sene daha burada kalmalıydı' açıklamasıdır.
İstanbul'a gelmeden önce hiçbir Cuma Namazı'nı kaçırmayan Tarık, her gece alemlere akmaya başlar. Antrenmanlara uykulu hatta akşamdan kalma gelir. Kendi deyimiyle kredisi sınırsız olduğundan kimse de birşey söylemez O'na. Yeteneği ve genç yaşı sebebiyle, yaptıklarına göz yumulur. Çalıştığı 4 hocayla da yıldızı barışmaz. En son Otto Bariç tarafından bileti kesilir.
Fenerbahçe'den her biri en fazla bir sene olmak üzere birçok kulübe gider. 2005'te Yozgatspor'da oynarken doping kontrolünde esrarla yakalanır. 2 yıl men cezası alır. Bu arada Kıbrıs'ta Yenicamispor'a gittiği haberi yayılır. Arada 1 aylığına Çin macerası vardır. Askere gider, dönüşte 3.Lig'de Bingölspor'la anlaşır. Orada da futbolu bırakır. Bir dönem Plaj Futbolu Turnuvalarında Prekazi, Simoviç ve Savaş'la oynar. 2008'de Antalya'da UEFA'nın Teknik Direktörlük Kursu sırasında Galatasaraylı Vedat'la gazeteci döver.
Acun Ilıcalı'nın Devler Ligi'ne de katılır.En son Gençlerbirliği A2 Takımı'nın başına getirilir.İstanbul'a çok erken gelmesinin yanında, aşırı ödünler verilmesi hayatının dönüm noktasıdır. Tüm suçu Fenerbahçe'ye atmak da saçma geliyor, Fener'den sonra da toparlayamamıştır ama Fenerbahçe'nin harcadığı yetenek olarak etiketlenmiştir.
Enteresan anektodlardan biri de, adaya saklandığı dönemde, Milli Takım'a çağrılır. Tarık'ın Milli Takım'a katılacağı Fenerbahçe Yönetimi tarafından açıklanmak zorunda kalır. Haziran 1995'te 2 maçtada görev alır Tarık ancak bir daha Milli Takım'a çağrılmaz.

Ağustos 19, 2010

Neden Geldim İstanbul'a? / Altan Aksoy.

'Ümit Kayıhan gibi, kelini görünce Altan oyuna girsin demiyoruz.' demişti Rıdvan Dilmen, canlı yayında. Mikrofunun açık kaldığı Trömsö maçının devre arasında. Galatasaray'da oynayan Altan'ı hatırlatan 2 olaydan biridir bu. Diğeri de Malatyaspor'a çaprazdan attığı kafa golü.
Yine bir önceki sene harcanan paraların geri dönüşü olmadığından, kiralanan oyuncuların geri çağrıldığı ve çok para alanların gönderildiği bir dönemde, Gerets'in takımına geldiğine sevinmiştik, Altan'ın. Sezona da hızlı başlamıştı, taraftar da sevdi ama sonra gözden düştü. Kanat değil, ortada oynamasını savunanlar da oldu. Ama O olmadı. Galatasaray'dan alacaklarımı alamıyorum ve paraya ihtiyacım var diyerek, en azından basın öyle yazdı, nasıl bir para ki Gs'de yok, Rize'de var, Rizespor'a kiralandı. O sene ve bir sonraki sene Rize düşene kadar Rize'de kaldı. Ardından 2.Lig'de Mersin İdman Yurdu'nu Bank Asya'ya taşıdı. Eyüpspor'da 1 sene oynadı ve en son Giresunspor ile anlaştı. İstanbul'a gelişi, Konya'daki havasını bozmuştu. İlk değildi bu İstanbul kazığı Altan'a.
17 yaşında A Takımı'na çıktığı Göztepe'den, Cem Uzan'ın İstanbulspor'una gitmişti. Ama o İstanbulspor şişince, Adana'ya gönderilen kurtarıcı ekiptendi Altan. Asıl şovunu orada yaptı zaten. 6 senede 193 maç 83 gol. Bir ortasaha için anlamlı istatistik olsa gerek. Bu arada Adana Süper Lig'e çıkmıştı tabi. Frikikleriyle, çalımlarıyla aslında Türkiye'de pek bulunmayan kumaştandı. İstanbul'a hiç gelmese daha mı iyi olurdu, meçhul. Ama her futbolcuda olduğu gibi bir İstanbul kaşıntısı olacaktı elbet.
Neden geldim İstanbul'a serisinin en efendi versiyonu Altan. Zaten o yüzden O'nunla başladım. Gelip de savrulanlardan olmadı. Bir şekil bulup kendi yoluna gitti. Ama Türkiye'nin kaybolan değerlerindendir, benim nazarımda. Bu arada bir ara Acun Ilıcalı'nın Devler Ligi'nde bile oynadı. Veteran mı oldu şimdiden!
Related Posts with Thumbnails