cant130 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cant130 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mart 15, 2009

Akıllı olun!..


Geçtiğimiz hafta içinde Liverpool deplasmanı Anfield Road'da 4-0'la "boyunun ölçüsünü" alan Real Madrid acısını La Liga'da Athletic Bilbao'dan çıkardı.

Başkent ekibinin 5-2 kazandığı gecede gerginlik hat safhadaydı; çıkan kavgada Casillas yerde kaldı, Yeste kırmızı kart gördü. Hakemin defalarca elini cebine attığı gecede Velez de kulübeden ihraç edildi.

İşte gerginliğin kanıtı bir enstantane; Yeste'nin Casillas'ı yere serdiği pozisyonu "tartışan" Sneijder ve Ocio.

Sneijder: "Abi ayıp oluyor, vurmayın."
Ocio: "Akıllı olun ulan, burası San Mames!"

Mart 11, 2009

Sistemli gidelim!..


Bu sistem olayını çözdüğüm iyi oldu, birgün vuracam ama bakalım hayırlısı.

324 Barcelona - Lyon: 2 - 10.00
325 Manchester Utd - Inter: X - 3.10
326 Porto - Atl. Madrid: 2 - 3.30
331 Roma - Arsenal: X - 2.90
332 Fulham - Blackburn: 2 - 3.00
1x2.822,32
Sistem: 3-4-5
Misli: 1
Kupon Bedeli: 16TL

Şubat 05, 2009

Yuh diyorum!..



Ben bu Inter'in transfer politikasını kesinlikle anlamıyorum.

Takım forvet ve defans oyuncusundan geçilmiyor Moratti hala Marcos Angeleri ve Carlos Tevez'in peşinde. Kadrodaki tek adam gibi ofansif orta saha oyuncusuysa genç yetenek (!) Figo.

Angeleri için Lazio'nun Estudiantes de La Plata'yla 3 milyon Avro karşılığında el sıkıştığı söyleniyor olsa da devreye giren Moratti'nin fiyatı yukarı çekeceği kesin. Oyuncunun fırsattan istifade edip cukkayı arttırmak isteyen menajerleri Miguel Hidalgo ve Fernando Pires durumdan şikayetçi durmuyorlar.

Tevez ManU'da gözden düştü, Sir Ferguson kapıyı göstermiyor gibi dursa da sepeti Arjantinli'nin eline tutuşturdu gibi. Moratti'yse tam çakal olduğu için Tevez'i Maradona'ya gazlatıyor. El Diego'nun "Milli takımda oynayabilmek için sürekli forma giyebileceğin bir takımda oyna, Inter ideal seçim olabilir" sözleri Tevez için yeterli olmuştur kanımca.

Benim gözümde Tevez West Ham'ı satıp gittiği gün bitmiştir. Şimdi üzüldüğüm noktaysa Maradona'nın bu kılçığa referans olmasıdır.

Moratti'nin "Başkası alıp güçleneceğine benim yedek kulübemde otursun" mantığıyla transfer yapıyor olması çok üzücü. Arap mıdır nedir bu Moratti anlamadım valla.

Ocak 16, 2009

Karşıyaka 2012 #2 "Real'e Bir Yorum Daha!"


Marca Gazetesi tarafından seçimlerde yolsuzluk yaptığı iddiasıyla suçlanan Calderon eleştirilere fazla dayanamadı ve istifa etti.

Haberi ülkemizde geçen ilk ajanslardan biri olan AjansSpor'un flaşındaki yorumsa dikkatçekti.

Portsmouth'la sözleşme imzalayan Jermain Pennant'ın da Real Madrid'e gideceği iddia edildiğinde benzer yorumlar gelmişti.

Ocak 07, 2009

Manchester City's Sheikh Tops Abramovich On Rich List


FourFourTwo magazine have published their English football rich list and, as expected, Manchester City's mega-rich owner Sheikh Mansour bin Zayed Al Nahyan has usurped Chelsea supremo Roman Abramovich to top the table.

Aralık 25, 2008

Karşıyaka 2012




Taraftar şimdiden 2012 hazırlıklarına başlamış. Real Madrid'i istemeyen Pennant'ı bünyeye katmaya çalışıyor!..

Aralık 21, 2008

Iddaa 21/12/2008 #2


Veriyorum sihirli kuponu, alın notu!..

Ali Şen "Beşiktaş kazanır" diyorsa vardır bir bildiği!..
Derbide ilk golü atanın yürüyeceği kanısındayım, gönlümden kimin geçtiğini dillendirmeye gerek olmadığını düşünüyorum.


566: Arsenal - Liverpool: Üstü - 1.90
611: Marsilya - Nancy: Üstü - 1.70
633: Galatasaray - Beşiktaş: 2 - 3.30
634: Villarreal - Barcelona: Üstü - 1.50
641: AC Milan - Udinese: 0/2Ç - 2.55
1x40,77

Aralık 19, 2008

UEFA Eşleşmeleri!


1. maç Paris SG (Fransa) - Wolfsburg (Almanya)
2. maç Kobenhavn (Danimarka) - Manchester City (İngiltere)
3. maç NEC Nijmegen (Hollanda) - Hamburg (Almanya)
4. maç Sampdoria (İtalya) - Metalist Kharkiv (Ukrayna)
5. maç Braga (Portekiz) - St.Liege (Belçika)
6. maç Aston Villa (İngiltere) - CSKA Moskova (Rusya)
7. maç Lech Poznan (Polonya) - Udinese (İtalya)
8. maç Olympiakos (Yunanistan) - St.Etienne (Fransa)
9. maç Fiorentina (İtalya) - Ajax (Hollanda)
10. maç Aab (Danimarka) - Deportivo (İspanya)
11. maç Werder Bremen (Almanya) - AC Milan (İtalya)
12. maç Bordeaux (Fransa) - GALATASARAY (Türkiye)
13. maç Dinamo Kiev (Ukrayna) - Valencia (İspanya)
14. maç Zenit St. Petersburg (Rusya) - Stuttgart (Almanya)
15. maç Marsilya (Fransa) -Twente (Hollanda)
16. maç Shakhtar Donetsk (Ukrayna) - Tottenham (İngiltere)

CL Eşleşmeleri!


Inter Milan (İtalya) - Manchester United (İngiltere)
Arsenal (İngiltere) - AS Roma (İtalya)
Villarreal (İspanya) - Panathinaikos (Yunanistan)
Lyon (Fransa) - Barcelona (İspanya)
Real Madrid (İspanya) - Liverpool (İngiltere)
Sporting Lisbon (Portekiz) - Bayern Münih (Almanya)
Atletico Madrid (İspanya) - FC Porto (Portekiz)
Chelsea (İngiltere) - Juventus (İtalya)

Aralık 18, 2008

İşte anlayış farkı!


Championship, League 1 ve League 2 kulüplerinin 16 kişilik maç kadrolarında kendi altyapılarından yetişmiş ve 21 yaşını doldurmamış en az 4 oyuncuya yer vermeleri zorunluluğu getirildi.

Adamlar nerelerde, biz ne zırvalıkların peşindeyiz?
Bizim zihniyette yayıncı kuruluş Arsenal'in gençlerine çoluk çocuk diyor. Bu lafı orada etse maçın son düdüğünü beklemezler kovmak için.

Aralık 17, 2008

Page Design

Burada verdiğimiz görüntüye ertesi gün Hürriyet de yer vermiş ve böyle bir haber yapmıştı

TV'de rezalete Diyanet'ten büyük tepki

İlahiyatçı Doç. Dr. Mustafa Karataş’ın Kanal 7'de yayınlanan Muhabbet Kapısı programında bir ilk yaşandı. Programda ölen birinin nasıl kefenlenceği uygulamalı olarak izleyicilere anlatıldı.
İŞTE REZALETİN GÖRÜNTÜLERİ - VİDEO

Bir televizyonda programında böyle bir yayının yapılması büyük tepki doğurdu. En büyük tepki ise Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan geldi.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Profesör Doktor Şevki Aydın televizyonda uygulamalı olarak kefenlenmenin nasıl yapıldığını gösterilmesini hayretle karşıladı. Profesör Aydın "Böylesi ilk defa oluyor. Kefenlenme öğretilecekse bunu yapacak olanlara öğretilir. Kefenlemeyi de bilmesi gerekenler bilir. Her konu her yerde aynı içerikte öğrenilecek diye bir şey yok. Ben televizyonda bunu izlemedim ama böyle bir şeyin televizyonda yayınlandığını öğrenince de hayret ettim" dedi.
Diyanet İşleri Eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz da televizyonda ölen kişinin kefenlenmesinin uygulamalı olarak gösterilmesini doğru bulmadığını ifade etti. Yılmaz şunları söyledi: "Kefenleme din görevliklerinin, gassalların işi, bunu halka göstermenin anlamı ne? Kefenlemenin eğitimi gassallara, din görevlilerine öğretilir. Bunun yanı sıra. Cenazenin nasıl yıkatılacağı, nasıl kefenleneceği anlatılır. Uygulamalı eğitimleri de yapılır halkı ilgilendiren bir şey değil. O yüzden bu tur yayınların yapılmasını yadırgıyorum
."



Şimdi olay buraya kadar normal, konuyla ilgili yetkililerden beyanatlar falan. Sayfadaki komedi daha altlarda. Bu haberin altındaki reklamlara dikkat.

V-Pills Süper Fiyat
Bitkisel Büyütücü & Performans
Arttırıcı Destek En İyi Fiyata.


Erkeklere Özel Ürünler
Gücünüzü Ve Heyecanınızı Arttırın
Süper Güç, Süper Enerji.


V-Pills Performans Hapı
Erkeklere Özel Maksimum Performans
Geciktirici Uyarıcı İstek Arttırıcı


Ateşli Cesaretli
Kararlı, çekici, seçici, aranılan,
Özel Bir Kişi Olmak İster misiniz?

Ulan tuvalet kağıdı diye kullanılmayacak bir gazete olsanız bile o kadar tirajınız olduğunu düşünürsek adam gibi page design bilen bir adam alın işe.

Aralık 15, 2008

Bir teklif!


Bu teklifim özellikle Tunerzede iddaacılaradır.

Çok değil, kuponlara yatırdığınız meblağın yarısı kadarını da her seferinde bir kutuda biriktiriyorsunuz. Sene sonu geldiğinde de kutuyu açıp ufak çaplı yatırımlarınız için fon oluştuğunu görüp mutlu oluyorsunuz.
Not: Kutunun büyüklüğü Tuner'ın kuponlarındaki esişi ifade eden bir ölçektir.



Aralık 02, 2008

Çarşamba Kuponu


Baktım bu tuner herkesi perişan ediyor kuponlarıyla işe bir el atayım dedim!..

221: Watford - Tottenham: Üstü - 1.55
223: Hertha Berlin - Galatasaray: 1 - 1.80
224: Manchester City - Paris St Germain: 1 - 1.45
225: Metalist Kharkiv - Olympiakos: 1 - 2.10
226: Sevilla - Partizan: Üstü - 1.40
231: Standard Liege - Sampdoria: 0/2Ç - 1.47
232: Twente - Schalke:1/0Ç - 1.42
233: Manchester Utd - Blackburn: 0/2Ç - 2.55
1x63,31

Kasım 21, 2008

Şerefine kardeşim!


Tuner kardeşim İstanbul'a gelmiş, bir nargile içilir dedik. Bu fantastik tasarımı da herkesle paylaşmak gerek. Hepinizin şerefine, tüttür!..

Kasım 17, 2008

We are the best; Nottingham Forest!


1865 yılında kurulan ve peşpeşe kazandığı iki Avrupa şampiyonluğu ve tarihi geçmişiyle sadece İngiltere'nin değil, tüm Avrupa'nın en köklü kulüpleri arasında gösterilen Nottingham Forest'in bir ilginç özelliğiyse Premier League devlerinden Arsenal ve Liverpool'un zamanında bu kulüpten aldıkları forma desteği sebebiyle hala kırmızı-beyaz renkleri kullanıyor olmaları!..


Fair-play ölmedi, Nottingham'da yaşıyor!..
İngiltere'de düzenlenen Carling Kupası dünyada eşine az rastlanan bir centilmenlik örneğine sahne oldu ve gerçek bir fair-play örneği yaşandı. Leicesterlı oyuncular, Nottingham Forest kalecisi Paul Smith topu filelere gönderirken, sadece seyrettiler ve alkışladılar.Leicester takımının teknik direktörü Gary Megson, bu jestin 28 Ağustos'ta oynanan ilk maçta, oyuncusu Clive Clarke'ın kalp krizi geçirmesinin ardından oyunun durdurulduğu sırada Nottingham Forest'ın 1-0 önde olması nedeniyle yapıldığını söyledi. Leicester, 1-0 mağlup başladığı karşılaşmayı 3-2 kazanarak, kupada tur atlamayı başardı.

R.I.P. George Best!



“Çok fazla param var ve ben paramı alkole, kuşlara (kadınlara) ve hızlı arabalara harcıyorum, geride kalanı da saçıp savuruyorum”!..

Sabri: ''Üzerime yıkmaya çalıştılar''



Ben normalde sakinim. Geçen haftaki olayları üzerime yıkmaya çalıştılar. Biz Bilal arkadaşımla beraber oynadık. Ragıp arkadaşımız bana ve anneme ağza alınmayacak küfürler etti. Ben de dayanamadım ve cevap verdim. Bana tehditler yağdırdı. Hatta maç sonunda bana vurmaya kalktı. Aydın arkadaşım beni çekti gerek yok dedi. Sonra bana saldırdı yardımcı antrenörleri. Ben sahada agresifim ama kimseye kasıtlı bir şey yapmam. Olayı başlatan ben değil Ragıp'tır. Bunlar olmaması gereken şeyler umarım tekrarlanmaz
Bazı kesimler bu olayda beni suçladı. Maçta Bilal sert hareket yapmıştı, ben de sinirlenmiştim. Ama orada tatlıya bağladık. Biz, Bilal ile diyalog halindeyken, Ragıp bana gelip, aileme, anneme ağıza alınmayacak küfürler etti. Ben de aynı şekilde yanıt verdim. Sonra bana maç içinde sürekli küfür etti ve 'Maçtan sonra görüşeceğiz' diye tehdit etti. Maç bitiminde ben olaylara karışmamak ve ceza almamak için soyunma odasına gidiyordum, kendisi üzerime geldi, vurmaya çalıştı. Ben de ittim. Kayserispor'un yardımcı antrenörü üstüme geldi. Olayı başlatan ve devam ettiren ben değildim
Ben, Galatasaray gibi takımda oynadığım için kazanma hırsıyla agresifliğimi sürdürüyorum. Benim için her şey saha içinde biter, maçtan sonra herkes benim arkadaşımdır, ağabeyimdir. Bu olayda benim suçum olmadığını söyleyebilirim
Ben de kendisini tanıyorum, neler yaptığını biliyorum. Ben de konuşursam o da bana ne yaptığını anlar. Milli takımda üzerime yürüdüğünü hatırlıyorum. Kendi yorumu kendisine kalsın, kendisi büyük bir takımın başında saygı duyuyorum, yorum yapmıyorum


Kaynak: AjansSpor

Kasım 16, 2008

Canaydın röportajı!



Hastalığa şut atıp auta gönderiyorum bakalım kim galip gelecek göreceğiz


Başkanlığı döneminde yöneticiliği bazı kesimler tarafından eleştirilse de Özhan Canaydın’la ilgili bir konsensüs var: Dürüst, medeni ve centilmen bir adam. Futbol camiasında seviliyor ve sayılıyor. Geçen haftasonu 6 yıllık GS yöneticiliği boyunca onun için çalışmış, ona destek vermiş arkadaşlarına Bursa’da 400 kişilik bir yemek verdi. Onlara hem hizmetleri için teşekkür etti, hem de veda etti. Kadehlerin "Özhan Ağabey" ve Galatasaray için kalktığı bir gece...
Yemeğe katılanlar "Veda diye bir şey kabul etmiyoruz" dediler ama o, son derece stresli ve yoğun geçen başkanlık döneminden sonra artık dinlenmeye, GS’ye uzaktan göz kulak olmaya kararlı. Hem ailesiyle daha fazla vakit geçirip, eskiden olduğu gibi seyahatlere gitmek için hem de sağlığı için. Bu yıl başında pankreas kanseri teşhisi konmuş, ağır bir ameliyat geçirmişti. "Biz ne badireler atlattık, bunu da atlatırız" dese de artık yeni bir hayat düzeni kurması, dinlenmesi gerekiyor. Canaydın’la benim şehrim dediği Bursa’daki fabrikasında buluştuk, Galatasaraylılığını, lise yıllarını, yöneticiliğini ve gelecek planlarını konuştuk.


Babanız Beşiktaşlı... Sizin Galatasaraylılığınız nerede başlıyor?
-Babam Türkiye’nin ilk kayakçılarındandı. 10’uncu yılda Atatürk’ün önünden geçen kayak takımının kaptanıymış. Aynı zamanda da Bursa Sanatkarlar Takımı’nın kalecisi. Bir gün Galatasaray bu takımı İstanbul’a davet ediyor. Lisede kalıyorlar. Bizimkiler Bursa’nın iyi ailelerinden biri ama ahşap, sobalı Osmanlı evlerinde büyümüşler. İlk defa radyatör görmüş babam bizim lisede. Kapağını açıp bakmış, içinde su ısınıyor. Tuvaletlerdeki fayanslar, lavabolar... Of bu ne medeniyet! O akşam yatarken yanındaki amcama diyor ki "Eğer bir gün bir oğlum olursa, bu okula vereceğim." Kendisi Beşiktaşlı olmasına rağmen kültür yapısından dolayı Galatasaray’a çok özeniyor.


Verdiği sözü ne zaman tutabilmiş?
-1954’te ama benim Galatasaraylılığımın ilginç bir evveliyatı var. Ben 5 yaşındayken Lütfü dayım geldi ve yakama GS rozetini taktı, beni GS’li yaptı. İlkokulda Bursalı 40 ailenin çocuğunu verebildiği özel bir okula gidiyorum: Yeni Okul. Okulun forması siyah önlük, beyaz yaka fakat göğsündeki Y-O arması sarı-kırmızı. Merasim üniformamız da kırmızı ceket, sarı kısa pantolon. Sonradan öğreniyorum ki bu okulu GS’nin ikinci kurucusu Asım Sonumut yaptırmış. Kaderim ilk orada kesişiyor GS’yle. Bu okulu bitirdikten sonra 1600 kişinin başvurduğu özel bir sınava girerek GS Lisesi’ni ikinci olarak kazandım. Babam o sırada İzmir Fuarı’ndaydı, telefonla kazandığım haberini verdim, dünyalar onun oldu. Sonra 1981’de oğlum Murat GS’ye girdi. Sanıyorum ölümünden önce babamı yüzde 51 GS’li yaptık, yüzde 49’u yine Beşiktaşlı kalmış olabilir.


KRALİYET AİLESİ GS FENOMENİNİ ÇÖZMEK İÇİN KOMİSYON KURDU
Lisede nasıl biriydiniz, o meşhur GS haylazlığı var mıydı?

-GS’de üç tür okursun: Daimiler hafta sonunda da okulda kalır. Leyliler hafta içi yatılı kalır. Nihariler gündüzlüdür. Ben daimiydim. İstanbul’da anne tarafımdan akrabalarım olmasına rağmen ben okulda kalırdım. Çünkü böylelikle çok iyi kaynaşırsın, çok iyi Galatasaraylı olursun. GS ailesinin temellerinde daimilik vardır. Herkes ailesiyle pazar kahvaltısı ederken sen arkadaşlarınla Beyoğlu’nda sandviç yersin ya da Levent Büfe’ye gidip günlüklerden iki kayısı yumurta... Yanımıza da kocaman Grundig marka teybimizi alır müzik dinlerdik. Balık Pazarı’nın bitimindeki Üç Yıldız Şekercisi’ne gidersin, reçelleri tadarsın. Akşamları Çiçek Pasajı’ndaki Cavit’in yerine gidersin. Beyoğlu senin dünyan olur. Baştan başa, sağlı sollu bütün dükkanları, restoranları ve sokakları sırasıyla sayardım İstiklal’deki biliyor musun?


Bu arada dersler?
-Üstün akademik başarı göstermedim ama hep sınıf mümessili olmaya, yaptığım sporlarda kaptan olmaya gayret etmiş, ikisini de başarmış bir öğrenciydim. Hırslıyımdır. Lider olmayı hep sevmişimdir. Bu ayrı bir kompleks ya da superiorite...

Lisedeyken GS’li ağabeylerinizden aldığınız ilk ders?
-Daha yeniyim. Faik Üstün İdman Salonu’nda voleybol idmanı var, kenardan izliyorum. Birini gördüm, "Ağabey tanıtır mısın bana oynayanları?" dedim. "Bak" dedi, "bu takımın şurada gördüğün ilk altısı, Türk Milli Takımı’nın ilk altısıdır." Spora çok önem veren bir aileden geldiğim için bundan çok etkilendim. Bir lise milli takıma oyuncu veriyor. Müthiş bir şey! Lisenin spor alanında ne manaya geldiğini o gün anlamıştım.


Masonik bir haliniz var mı siz GS liselilerin?
-İngiliz Kraliyet Ailesi çok cimri bir ailedir. Ama nedir bu GS fenomeni araştırın diye komisyon kurmuş, para dökmüşler. Biz masonik değiliz, manastır okulu da değiliz ama liseli olmak bir ayrıcalıktır, herkes olamaz, herkes giremez. Girdikten sonra da orayı hazmetmek çok kolay değildir. Bizim beraberliğimiz okulun baskısıyla filan olan bir şey değildir. Kendiliğinden gelir. 1963’ten beri vergi mükellefiyim, bugüne kadar her işimi GS’lilerle yaptım. Yanımda çalışan üst seviye kimselerin 15’i GS’lidir. Genel Müdürüm liseden sınıf arkadaşımdır.


GS’Lİ DE HANÇERLER AMA ONUNKİ LASTİK HANÇERDİR
GS sevginiz memleket sevgisine mi, aile sevgisine mi, aşka mı benziyor?
-Bunu sana en iyi şöyle anlatabilirim: 1963’te evlendiğimde eşim 19 yaşındaydı ve Bursa’nın en güzel kızıydı. Benim hem işim var, hem GS ile uğraşıyorum. Yemeğe çıkıyoruz GS’liler var, tatile çıkıyoruz GS’liler var. En sonunda bana dedi ki "Bak Özhan ben bir şeye karar verdim. Senin için GS benden önce geliyor, ben bunu kabullendim, kabullenene kadar çok zorlandım ama şimdi rahatım." Benim GS aşkımı buradan çöz işte. Bugün yeniden doğsam, sil baştan başlasam, hayattan tek bir şey isterim: GS’de okuyayım ama bu sefer her sınıfı ikişer kere... Yani toplam 24 yılım mektepte geçsin, o yıllar hiç bitmesin.


Körü körüne bir haliniz var...
-Biri bana liseyle ilgili kötü bir şey söylesin, kabullenemem, sabahlara kadar münakaşa ederim. Biz liseliler aramızda kavga ederiz ama dışarıda birbirimize kalkan oluruz. GS’nin içinde de insanı birbirine düşüren hadiseler olur ama hep şunu söylerim: GS’li de hançerler ama onun hançeri lastiktir. Acıtır, öldürmez.


GALATASARAY’I SOKAĞA BIRAKMAM
Geçen hafta verdiğiniz veda yemeğinde "GS’yi sokağa bırakmayın" demişsiniz. Bu ne demek?
-Sokak nedir? Genel kurulun seçtiği başkana hakaret eden, gidip kulübünün camını çerçevesini kıran, tribünün sandalyelerini parçalayıp polisin üstüne atan, takımına 6 maç ceza verdiren, küfür edip GS’nin nakden ödediği cezaları hiç önemsemeyen kişiler gerçek GS’li değildir, sokaktır. Ben eski GS yöneticileri gibi düşünen bir GS’liyim. Saygılı, fair play’e önem veren, klas, centilmen... Hep efendilik çapında yarıştım ve sokak dediğim kesime direndim. Bugün 12 bin 500 seyirciye oynuyoruz. Yazıktır! Biletlere 3 lira zam yap kimse gelmez. Ağırıma gidiyor. Yöneticilik zamanımda 22 bin 500 tane Metin Oktay forması hazırlattım. Tanesi 40 liraydı, bedava dağıttım. Herkes giysin, statta tek yürek olalım diye. N’oldu? Formayı verin dediğimiz kişiler gitti dışarıda sattı onları. Kimse giymedi, hala da yüzde ellisi giyiyor. Ben böyle seyirciye karşıyım.


HATIRALARIMIN DEĞİL HINCAL’IN KİTABINI YAPACAĞIM
GS’yi yönetmek için tedrici olarak tekstildeki işlerinizi çocuklarınıza devrettiniz ki tek işiniz GS olsun. Hayatınıza baktığınızda siz mi GS’yi yönettiniz, GS mi sizi?
-Başkanlık dönemim haricinde GS yönetti beni. Bu çok normal bir şey değil farkındayım ama bir yandan da GS’li arkadaşlarımla oldum, onlarla keyif yaptım. Hayatımı adadım ama hiç pişman değilim.


Sizi en çok üzen şey?
-Açılan pankartlara çok aldırmamışımdır ama "Canaydın Dışımızdan Biri" yazılı pankart beni incitmiştir. Bir de tabii insani olaylar var. En sevdiğim futbolcu Hasan Şaş’ın sakatlığı, yıllar önce Okan Buruk’un maç sırasında bacağının kırılması. İçim gitmişti, o anı unutamam.


Yönetcilik döneminizle ilgili "Şurada hata yaptım" dediğiniz bir olay?
-Galatasaray’da full time çalışmamak lazımmış çünkü her dakika işin içindesiniz. Önceki başkanların hepsi kendi işyerinde çalışır, imza gerektiğinde kurye dolaşırdı. Ben orada oturunca her şey önüme geliyordu. Kapım hep açıktı. Personel rahatlamıştı, işler hızlanmıştı ama biraz yorucu oluyordu. Beni yıprattı.


GS’de yöneticilik sizden neler götürdü?
- GS’nin başkanı olmak o kadar önemli bir iştir ki... Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan sonra kulüp başkanları gelir, onların arasındaki sıralama da başkanların karakterine göre değişir. Böyle onurlu ama bir o kadar da zor bir görev bu. Sıhhatimde ciddi bozulmalar oldu elbette. Ama uzun mesafe koşmayı severim ben, uzun süren savaşlardan keyif alırım. Emeklilik dönemim için şimdi yeni bir savaşım var.


Nedir şu andaki sağlık durumunuz?
-Pankreas belası geldi başıma. Whipple (pankreasa ulaşmak için diğer iç organların önce dışarı çıkarılıp ameliyat sonunda yeniden yerleştirilmesi) denilen çok ciddi bir ameliyat geçirdim. Biliyorduk ki bir sene sonunda vücudun çeşitli yerlerine ufak tefek atlamalar yapabilir. Nitekim karaciğerde çok küçük bir hücre çıktı. Biz yumruklayıp savaşıyoruz. Gerekirse şut atıp auta gönderiyoruz. Tedavimi oluyorum, başka yere sıçrarsa onunla da savaşırım. Bakalım kim galip çıkacak göreceğiz!


Sizin ailenizde kanser var mı?
-Hiç yok. Ne anne tarafında, ne baba tarafında üç göbek böyle bir şey yok. Pankreasın özelliği aşırı stres, kötü beslenme ve yoğun yaşam tarzından etkilenmesi. Deniz kenarında evlerim, teknem var, bir kere ayağımı denize sokamamışım, düşünebiliyor musun? Evimi seven bir insanım ama 6 senede sadece 10 gece evimde yemek yiyebilmişim. Çarpın 365’i 6’ıyla durumun vahametini görürsünüz. Bu hesabı da eşim yapmış.


Zaten eşiniz Asuman Hanım’ın başkanlığı bırakmanız için sizi ikna ettiği söyleniyor?
-Bizim çok huzurlu bir hayatımız vardı. Monaco’da evimiz var, eskiden senenin 4-5 ayını orada, geri kalanını Bursa’nın sayfiye yerinde veya Altınoluk’ta geçirirdik. Bütün bu alışkanlıklarımız bir anda bloke olmuştu. Elbette bırakmamı istedi çünkü o baştan benim bu işi 4 sene yapmama razı olmuştu. Benimki 6 yıl oldu, hatta son seçime girsem onu da yüzde yüz kazanacaktım, 8 seneye varacaktı. O, bir an evvel eski hayatımıza dönelim, daha çok birlikte olalım istedi. Hak veriyorum ona. Ve bana tahammül ettiği için teşekkür ediyorum.


Bıraktığınızdan beri hayat şekliniz nasıl değişti?
-Çok önemli bir görev yaptım 6 yıl boyunca. Bu tabii her şeyinizi sınırlıyor. Hiç beni bir gün gayriciddi gördün mü? Halbuki ben dağıtmaya bayılırım ama gülüşüne bile dikkat etmen lazım başkanken. Takımın gol attığında aşırı sevinemezsin. Efendice alkışlarsın, o kadar. Başkanken günde 90 telefonla konuşuyordum, şimdi 40 telefonla konuşuyorum. Yine GS’yle ilgili telefonlar... Tedavi seanslarım bitsin Monaco’ya gideceğim. Havası çok temiz diye Altınoluk’a gidip geliyoruz. Arada sırada elbette fabrikaya geliyorum. Yönetim kurulu başkanıyım, tekstil sektöründeki tecrübelerimden faydalanırlar. Dara düştükleri zaman çağırırlar, ben o zaman patronluğumu gösteririm. Onun dışında daha intizamlı yemek yiyorum. Başkanlık döneminde olduğu gibi her yemekte birilerine bir şeyler anlatma mecrubiyetinde değilim. O çok yorucu bir şeydi, hele bir de benim gibi iddiacı bir adamsanız.


Hatırat yazmayı düşünüyor musunuz?
-Hatıratımı yazmayacağım ama bir kitap hazırlatıyorum: Galatasaraylı Hıncal. Yüz bin tane bastıracağım, bir liraya satacağım. Onun yaptığı tenakuzları göstereceğim. 30 senelik yazdıklarını arşivledim, onda bu arşiv yoktur. Bu kitapla herkes onun nasıl bir GS’li olduğunu görecek. Editörler filan her şey hazır, kitap yakında çıkacak.


ELİMDEKİ BELGELERLE KENDİMİ KURTARMAYA ÇALIŞMADIM
Hiçbir zaman elimdeki belgelerle kendimi kurtarmaya çalışmadım, GS’yi kendimden önde tuttum. Kötü yöneticisin, kendi firman gibi niye yönetmedin diyorlar. Yönetemezsin çünkü dernekler yasası var. Ben çok tüzükçüyüm, tüzüğün dışına çıkıp anormal hareketler yapmam. Ayrıca ben GS tarihinin en kötü döneminde başkanlığı aldım. Kapıda hacizler vardı, personele dört aydır maaş ödenmemiş, futbolculara 1 lira verilmemiş, UEFA yabancı futbolcu transferinizi durdurmuş, çek karnesi yasağımız var. Bir sürü borç üstünüze geliyor. Hepsine şahsi kefalet ve ipoteklerimle mani oldum. Ayakta tuttum. İyi yöneteceğim diye GS’nin hakkını kimseye yedirmedim, hiçbir asalak gelip GS’den geçinemedi. Bütün paslanmış çarkları yeniledim, harekete geçirdim. Bunlar görünmez, kötü yönetici derler işte. Hatalar da yapmışımdır, bunları kabul ediyorum ama sevaplarım daha fazla.


BAKANDAN ÖVGÜ
Bir gün Başbakanlık müsteşarlığındayız, Başbakan ve bakanlar da var. Müsteşar benim için dedi ki "Dosyasında tek sinek lekesi bile olmayan bir spor adamısınız, iftihar ediyorum sizinle." Oradan Maliye Bakanı atıldı, "Bırakın sportif tarafını. 40 senelik sanayici bugüne kadar devletle hiç problemi olmamış, kendisi için tek bir şey talep etmemiş."


Adnan Polat’tan sonra Ali Dürüst
á Başkanlık dönemimin bana verdiği zararlardan biri...50 senelik iki çok yakın arkadaşımla dargınız. Onlardan biri olan İlker Demli’yle aile gibiydik, birbirimizin kardeşiydik. Şimdi görevim bitti, inşallah düzelir, yine eski günlere döneriz.
á Avrupa taraftar kartını tutturamadık çok üzüldüm. 5 bin üyenin üstüne çıkamadık, ben en az 200 bin üye bekliyordum. Stat kredisini çözemedik, çok uzadı. Fatih Hoca-Lucescu olayı var. Orada bir ihtilaf vardı. Lucescu için çağ dışı futbol oynatıyor deniyordu. 9 futbolcumuz kiralıktı. Fatih Hoca bu futbolcuların yerine muhakkak 9 oyuncu transfer etmek zorundaydı. Ribery olayı beni çok üzmüştür. Sportif başarısızlıklardan söz ediyorlar. 3 kez şampiyon olmuşuz, Türkiye Kupası kazanmışız, ona rağmen de bunu söylüyorlarsa diyecek sözüm yok.
á Askerle, devletle, diğer kulüp başkanlarıyla aramı hep iyi tuttum. Sizleri ve camiayı çok iyi temsil ettiğimi düşünüyorum. Sayın başkan Adnan Polat’tan sonrası için Ali Dürüst... Onun başkanlığı için elimden geleni yaparım.


Kaynak: Hürriyet Gazetesi

Kasım 14, 2008

Yine Sabri!..

Bir kavgada da sen olma be fındık mafya!..


TOLUNAY KAFKAS: “Olayları çıkaran adamı iyi tanıyorum ve ne söylediğini iyi biliyorum. Milli Takım’dan da benim oyuncum. O adam devamlı bu işleri yapıyor.”
MEHMET EREN: “Sabri’yle Ragıp yan yanaydı. Ragıp’ın ağzı burnu kan içinde görünce tepki verdik. Sabri yumruk atmış ve küfür etmiş.”
RAGIP (OLAYIN KAHRAMANI): “Aydın ayağıma kötü girdi. Sabri de Aydın’a ”Bravo, bravo. Daha iyi vur“ diye bağırdı. Ben de sinirlendim. Centilmenliği bu kadarmış işte. Onu bilen biliyor.”
EREN GÜNGÖR: “Sabri’nin yaptıkları hiç hoş değil. Biraz büyüklerine karşı saygılı olmalı.”
Edit by Tuner:Bu adamda zerre kadar hazetmem içinde olduğu herşeyde kesin bir parmağı vardır.Ama dikkat edin Kayseri'nin büyüklerle yaptığı tüm maçlarda bu gerilim oluşuyor.Ragıp,Mehmet Eren ve Mehmet Topuz da az provokatör değil... Tolunay onları da iyi biliyordur...
Related Posts with Thumbnails