UEFA Europa League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA Europa League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 18, 2011

Avrupa'da Trabzonspor


20 sezon geçmiş Lyon zaferinin üzerinden. 17 sezon Aston Villa maçından. Lazio, Schalke, Bochum derken Apoel'e kadar düştü seviye.

Trabzon'da yenip elenmeler derken son senelerde o bile yok, tur geçmek zaten hayal. Grup maçlarına bir türlü kalamıyor Trabzonspor. Bir kez kalsa belki dananın kuyruğu kopacak ama erken elendikçe rakipler de güçleniyor. Bilbao'dan güzel haber bekliyoruz artık. Şampiyonlar Ligi'nde şansı tutmamasını unuttuk da en azından UEFA gruplarında görelim artık.

Ne Trabzon'u falan diyenler varsa, bir dönem hakemini yanında getirirdi Trabzon'a rakipler, turu geçebilmek için.

Mayıs 18, 2011

Örnek Al

Ülkemizin futbol saati 17 Mayıs 2000'de bozulunca, Porto'nun zaferini gıptayla izliyoruz tabi. 8 senede 2.kez alıyorlar kupayı. Başka hoca, bambaşka kadro. 40 yaşındaki Mourinho döneminde önce UEFA sonra CL, şimdi 33 yaşındaki Villas-Boas.

Biz hala aynı adamları arıyoruz. Türk Futbolu, 11 senede belki binlerce oyuncu denedi, ama ne bir Hakan Şükür, ne bir Suat, ne bir Hakan Ünsal bulamadı. Ya da bulduk da harcadık mı onları da? Alemcilerdi, sorumsuzlardı, çalışmıyorlardı tabi.

Biz genç oyunculara doğru dürüst şans vermezken, adamlar futbolcu yaşındaki hocaya anahtarı teslim ediyorlar. Şimdi boy boy göreceğiz gazetelerde resmini Villas-Boas'ın, adamlar yapıyor diye. Bir kişi çıkıp, bizde yaparız diyemeyecek yine. Belki biri diyordur hala, ama 2-3 kesin çıkmaz.

Yıllardır parayı bahane edenlere de söyleyelim, Hulk Japonya'dan €5,5m'a Porto'ya geldi. Biz kimlere neler ödüyoruz, bir karşılaştırsınlar.

Ağustos 07, 2010

Anfield'da Damping.

Liverpool, Trabzon maçı bilet fiyatlarını açıklanmış. Tüm stad, yetişkin £10, çocuk £5, 65+ ve engellilere £7.50. Fiyatlar dehşet, ön eleme olmasından mütevellit taraftarlara güzellik yapmışlar, kombine sahipleri de bilet almak zorundaymış. Enteresan bir kalabalık bekliyor olabilir Trabzonspor'u orada.
İstanbul'da 10 TL'ya maç izleme şansımız olur mu acep, çocuklara 5 TL? Tabi ondan sonra never walk alone normal.

Ağustos 06, 2010

UEFA Play Off Eşleşmeleri


En zoru Trabzon'un tabi ki ama Liverpool'u Avni aker'de seyretme şansı paha biçilemez. En ilginci ise G.Saray'ın rakibi. Zorluğundan değil forma reklamından... Eşleşmelerin tümü:

  • G.Saray - F.C. Karpaty
  • Liverpool - Trabzonspor
  • Beşiktaş JK - Helsinki JK
  • PAOK - F.Bahçe

Ağustos 05, 2010

Belgrad Deplasmanı

Beklediğimiz oldu ama penaltıya kadar geçen süre geçen haftanın tekrarı gibiydi. O arada Aykut'un sahne alışı rahatlattı. 5-1 işimizi gördü. İlk kez de Sırp takımını elemiş olduk.
Geçen sene gibi başlangıç yapıyoruz yine. Arda, Mustafa Sarp, Kewell geçen sene gibi başladılar. Bir de yine kolay gol atıp, kolay gol yiyoruz. Şimdilik pek bir değişiklik yok.
Pino ve Batdal'ı ilk kez izlediğimi düşünürsek bıraktıkları intiba beklediğimden iyi oldukları yönünde. Çana'yı zaten tanıyoruz. Bu maçta kart bekliyordum ondan ama ümitlerimi boşa çıkarttı.
Söylememiz gereken ve sıkça tekrarladığımız her şeyi Prekazi de söyledi maç sırasında. Laubiliyet, topu bekleyen oyuncular, defanstaki iletişim sıkıntısı. Sezon başı, hava sıcak, rehavet diyerek şimdilik bunları askıya alalım. Sezon boyu konuşulacak nasılsa bunlar.
Bu arada maç öncesi NTVSpor'da 2 saat program yapmaya gerek yokmuş. Programdaki Sergen kötümserliği, UEFA2000 yolunda her maçtan önce yaptıklarını hatırlattı. Hasan Şaş'ın bir programda anlattıklarına göre, o dönemde Dortmund sizi ezer, Leeds sizi yer gibi direk kötümser konuşurmuş her kuradan sonra. Yine aynısını yaptı.
Şimdi sıra Beşiktaş'ta. Yarın 4 takımla girelim kuraya, kısmetse 4 takımla da gruplara devam edelim. Biraz puan toplamak gerek.
Formaya sıra gelmedi ama gerçekten bu mercan iyice kötü olmuş. Maç içinde rakibe güven verir gibi duruyor. Turuncu iyiydi, mor da rakibi sıkan bir renkti ama bu mercan çok yumuşak olmuş. Kremi de sahada görelim öyle karar verelim ama turuncu hala tektir nazarımda.

Mayıs 13, 2010

17 Maç 5 Galibiyet Ve Kupa!


Atletico'nun bu sezonki Avrupa karnesi. Tarih kupa sahibi olarak yazacak ama belki de en başarısız kupa şampiyonu olarak da ekleyecek. 17 maç 5G 8B 4M AG19 YG23. CL ön elemede Panathinakos'u maçta da yendi. Apoel'le 2 beraberlik sayesinde grup 3.olarak Galatasaray'ın karşısına çıktı. Bundan sonrasında 2 galibiyet 5 beraberlik ve 1 yenilgi ile finale geldi. Avrupa'da 3 turu beraberlikle geçti.(2 El+1 CL).
UEFA finalleri tad vermemeye devam etti. Bu takımlarla bu kadar. Bugünkü finalde de normal süre berabere bitti ancak Atletico kalite farkını uzatmalarda belli etti. Ve yorulan Fulham, Forlan'a dayanamadı. Ben İspanya'dan oyuncu almam diyenlere selam olsun.
Atletico, 1961-62 sezonundan sonra ilk kez Avrupa'da bir kupa alıyor. 61/62 Kupa Galipleri Kupası şampiyonu, 1974 Kıtalararası Kupa Şampiyonu (Bayern Cl'yi kazanmış ancak Kıtalarası kupaya katılmamış) ve 2009/10 Europa League Şampiyonu. Bizi eleyen takımın kupayı alması gibi züğürt tesellimiz de oldu yıllar sonra. Bizim maçta hakemin penaltıyı vermemesi normalmiş, Atletico taraftarı gibi her maça gidiyor Rocchi. Bugün de 4.hakemdi:)
Maç boyu İlker Yasin'in taraf değiştirmesi de pek tanıdık. Gole kadar Fulham'lı, sonra Atletico'lu, sonra tekrar Fulham ve en son Atletico'lu olarak maçı bitirdi.

Nisan 30, 2010

Biraz Da Şans Yanında Olacak Be Hocam.


Futbol ilahları koruyor gibi deyimler de kullanılsa aslında bazı takımlar özellikle bazı dönemlerde topun en çok sevdiği takımlar oluyorlar. CL'yi aldığı sene Liverpool neyse bu sene de Atletico öyle gidiyor.
Gruplarda Apoel'den deplasmanda aldığı 1-1'lik skor sayesinde 2'li averaj avantajı ile UEFA'da yoluna devam etme hakkı aldı. Rakip Galatasaray'dı. Takım kötü durumdaydı. Agüero formsuzdu. İlk maç 1-1 bitti. İstanbul'da 80.dakikaya 1-1 girilirken, 5.hakemin gözü önündeki penaltıyı görmedi ve 90.dakikada Forlan turu getirdi. Gerçi penaltı verilse kaçacak veya attıkları golü atıp belki de 2 beraberlikle turu geçeceklerdi. Ardından Sporting ve Valencia'yı hiç galip gelmeden 2'şer beraberlikle, deplasmanda fazla gol atması sayesinde, eleyerek yarı finalde Liverpool'a rakip oldu. İlk maçta, maçın 9.dakikasında Forlan gelen ortaya iyi vuramadı, top Reina'yı yanılttı, Carragher da topa yetişemeyince, gol oldu ve maç o golle bitti. Ve 2.maç. Liverpool maça süper bir atmosferde başladı, golü ilk yarının sonunda buldu ama belki de Torres'sizlik yüzünden 2.gol ancak uzatmada gelebildi. Ardından yine Forlan çıktı sahneye. Ve final. Yılların şanslı takımı, bu senenin şanslı takımına kaybetti. Kupadaki dönüm maçı Galatasaray maçıdır bana göre. Ve o maçta sahneye çıkan Reyes'i teknik direktörü kurtaran adamlar başlığında inceleriz bir ara.
Bu arada yıllarca 'ulan bizi eleyen takım finale çıktı.' önermemizi tekrar kullanabiliriz.
Rakip Liverpool'un şanslı CL yürüyüşünü hatırlatmak gerekirse, gruplardan son maçın 86.dakikasında Gerrard'ın golüyle Olympiakos'u 3-1 yenmişlerdi. Aynı puandalardı ama 2'li averajı Olympiakos 86.dakikada yediği golle kaybetmişti. Bir sonraki turda rakip Leverkusen'di. Anfield'da hala dün gibi hatıladığım maçta, Leverkusen kaleye 20ye yakın şut çekmişti ancak Liverpool bulduğu 4 pozisyonun 3ünde gol atıp maçı 3-1 kazanmıştı. Leverkusen'in golü 3-0dan sonra gelmişti. Ancak kaçan golleri hatırlayanlar varsa ben Liverpool'un bu kadar pozisyon verdiği başka maç hatırlamıyorum, o kadar net söyleyebilirim. Daha sonra Juve'yi elediler çeyrek finalde. Ardından gol çizgiyi geçti, geçmedi derken Mourinho'nun Chelsea'si de yarı finalde elenmiş oldu. Final ise İstanbul Mucizesi zaten. İlk yarı 0-3. Maçın sonu 3-3. Penaltılar ve kupa Liverpool'un. Bu arada 2 sene sonra yine Chelsea'yi yarı-finalde biraz da tartışmalı golle yenip, penaltılarla finale çıkmıştı. Chelsea'nin geçen sene verilmeyen 3-5 penaltılı Barça maçı ile birlikte, 3 yarı finali de tartışmalı kaybetmesi tesadüf mü acaba?

Nisan 29, 2010

Yürüyerek Gidecektik.


Bizim metrobüse geçen sene kaza yaptıran Hamburg, bu gece lig maçına çıkar gibi çıkacağı finale giderken kaza yaptı. Dün de Barcelona trenle gideceği finale giderken Mourinho'nun hışmına uğradı.
Hedefe aşırı kilitlenme midir bunun sebebi yoksa zaten olacak olan mı? Barcelona, Bernebau'daki finale gideceğine çok inanmıştı, 'Real Madrid'in soyunma odasını istiyoruz.'a kadar gitti iş. Ama Mourinho'nun 10 kişilik takımını geçemediler. Geçen sene Chelsea maçında aleyhlerine verilmeyen penaltıların ardından sadece 1 pozisyon buldukları maçla finale çıkıp, kupayı 3.kez almışlardı. Bu kez o 1 pozisyon yetmedi. Ve o büyük hedef gerçekleşemedi. Bir de maçtan sonra Victor Valdes'in Mourinho'yu durdurmaya çalışması ve fıskiye açılması takımı daha da küçük düşürdü.
Bugün de Hamburg, ilk kez final oynama şansı yakalamış Fulham karşısında 1-0 öne geçtiği maçı 2-1 kaybederek, ilk maçta gol atamamanın verdiği sıkıntı ile kendi evinde oynayacağı kupaya veda etti. Bugün çok olmasa da asıl üzüntüyü finalin oynandığı gün çekecek Hamburglu taraftarlar.
Biz çektik mi üzüntü derseniz, elbette hayır, biz çeyrek finali de görememiştik, ne finali. Ama Martin Jol'un maçtan önce, 'Fenerliler üzülmesin, Galatasaray'ı oraya göndermeyeceğiz.' lafına tav olmuştum, sanane be adam bizim rekabetimizden diyerek. Jol Ajax'a gitti ama laf baki kaldı. Hamburg'da bugün rakip sahaya değil kendi evine bile gidemedi. Bu arada kupaya veda ettikleri maçın hakeminin TÜRK olması da çok ironik. Artık Hamburg'a, Fulham'a görkemli bir karşılama yapmak kaldı.
Bu arada hatırlatmak gerekirse, son 10 yılda sadece Feyenoord ve Sporting kendi evlerinde final oynamıştı Avrupa Kupalarında. Feyenoord Van Hooijdonk'la kupaya uzanmıştı. Sporting ise Fatih Terim'in yorumculuğunda atv'de CSKA'ya kaybetmişti. Son ayrıntı niye aklımda kalmışsa artık.

Mart 19, 2010

Ne Olacak Bu Juve'nin Hali ve UEFA EL Gecesi.



Caner'e tecrübesiz dedik de, birader Cannavaro'ya n'oluyor? 1-1lik maçta 27.dakikada kırmızı kart yemek nedir? Zaten kötü giden işler, Fulham'dan 4 yiyince daha da kötüleşti. Ligdeki saçmalamanın üstüne UEFA'da da işler bozuldu.

Atletico, Valencia, Liverpool, Fulham, Hamburg, Wolfsburg, Benfica ve Standard Liege. 2 İspanyol, 2 İngiliz, 2 Alman, 1 Portekiz, 1 Belçika. Gruplardaki çift maçlar Rusların ipini yere serdi. Geçen sene son16'da 5 çeyrekte 3 Rus veya Rus asıllı takım vardı. GS ve FB devam edebilseydi puan farkı ciddi kapanacaktı, Rusya, Ukrayna, Hollanda ve Romanya ile.

Atletico deplasmanda güldü yine. Lille beklenen sonuçla Liverpool'a elendi. Wolfsburg uzatmada Rubin'i eledi. Werder yine bol gollü maçın kahramanı oldu. Valencia'yla 4-4 berabere kaldılar. David Villa hat-trick yaptı.

CL'yi de hesaba katarsak. Çeyrek Finallerde 4 İngiliz, 3 İspanyol, 3 Alman, 2 Fransız, 1 Rus, İtalyan, Belçika ve Portekiz takımı var.
İtalyanların tek takım kalması, son yıllardaki çöküşe Mourinho haykırışıdır.

Mart 11, 2010

O Son Golü Yemeyecektik Be Abi!!!


Atletico 0-0 Sporting ; Lille 1-0 Liverpool
Sakatlıklar, hakemler ne olursa olsun şu takımlara elenmemek gerekirdi. Sonuçlara bakıldığında bu sene kötü olan Liverpool'u Fenerbahçe, Everton maçını izlediğim Sporting'i de Galatasaray, Atletico-Lille ikilisinden daha rahat eleyebilirdi. Tabi biz öncekileri de eleyemedik o ayrı.
Bir hafta Gerrard, bir hafta Torres'siz oynamayı huy edinen Liverpool, Fener'in Lille'den daha fazla ciddiye alacağı bir ekip olduğundan daha iyi bir skor alınabilirdi. En azından elenilse bile Liverpool'a elendik be birader denirdi. Galatasaray için yine forvetsiz bir oyun olacaktı ama artık forvetsiz oyun iyice oturmuş olacaktı eğer başarılı olunabilseydi. Onlar da normal bir durum gibi Sporting önüne çıkıp, bana göre Keita'nın başı çekeceği oyunda gol Atletico'ya göre daha rahat bulunurdu. Tabi elenebilir miydik, bu hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz.
Son 5er dakikada yenilen goller de bizi, akşamdan kalma uyanmış birinin meşhur son dublesine itti. Büyük bir zevkle TV'nin başından kalkmış olabilrdik bu akşam. Darısı seneye diyeceğiz yine ama o 'darı' Galatasaray'a 9 senedir uğramıyor, Fener'e de 2 sene önce uğramıştı 1 kez. O eski hallerden eser yok ki şimdi.

Aralık 18, 2009

Atletico vs Lille


Rakiplerle eski maçlar. Atletico Madrid ile 5 kez karşılaşmışız. Lille ile hiç. 5 takımımızla eşlemiş Atletico sadece ilk eşleşmede Göztepe eleyebilmiş Fuar Şehirleri Kupası'nda. 10 maçta 2 kez kazanıp, 2 kez berabere kalıp, 6 kez de yenilmişiz. 4 gol atmışız, 17 gol yemişiz. Atılan goller sadece 2 maçta. 8 maçta gol bile atamamışız. Tabi kupa finalisti Erciyes'e atmış 9 golü onlarda.
Maçlar şu şekilde.


Durumu hiç iç açıcı değil bu sene Atletico'nun ama kadro müthiş. Agüero, Maxi Rodriguez, Reyes ve Forlan. 24 maçta sadece 7 galibiyet alabilmişler bu sene. 2'si kupada Marbella'dan. Apoel'le 2 beraberlik var, ki o beraberlikler Europa League'e getirdi Atletico Madrid'i. Bakalım bize kadar düzelirler mi, Agüero gider mi?


Lille biraz daha iyi. 27 maçta 15 galibiyet var. Ligue 1 ve Europa Ligi gruplarda en çok gol atan takımı konumunda. Ama grupta Valencia'yı yenememiş, diğer iyi rakip Genoa'yı da Fransa'da yenmiş, İtalya'da yenilmiş. Fenerbahçe'nin çok zorlanacağını sanmıyorum açıkçası.

Geçmiş Zaman Olur Ki


Baros-Kewell-Sinama Pongolle beraber. Liverpool 2003/04. Sinama Pongolle Atletico Formasıyla Ali Sami Yen'de olacak bu sefer.


Leo Franco Atletico Formasıyla.

Aralık 16, 2009

Sturm Graz'ın Galatasaray Şansı.


Avrupa'da 4 maç yapıp da hiç yenemediği sayılı klüplerdendir herhalde Sturm. İlk kez Lucescu'nun ilk yılında CL 1.tur gruplarında Rangers ve Monaco ile beraber aynı gruba düşmüştük. Herkesin koftiden saydığı Sturm, bizim sayemizde gruptan lider çıkmıştı. Kendi evindeki tüm maçları kazanmış ayrıca Sami Yen'den 1 puan almıştı. Rangers ve Monaco'dan 5 yemişti deplasmanda. İlk maç Avusturya'da 3-0 bitmiş, diğer maç Sami Yen'de 2-2 bitti. Ve komik tarafı yine yenememiştik. Jardel atmıştı ama Ergün de kendi kalesini sarsmıştı. Monaco-Rangers maçı bizim maçtan önce berabere bitince 2 takıma da skor yetmiş ve son 3-4 dakikayı karşılıklı paslaşmalarla geçmiştik.
Bu seneye gelince. Sezona fırtına gibi başlayan takım cut-off'a girince önce Eskişehir'e Sami Yen'de puan vermiş sonra da Sturm Graz'a. Ardından da Ankaragücü'ne yenilmişti zaten serisonunda. Rövanşta çıkartırız acısını derken 2 maç önce gruptan lider çıkmayı garantileyince son maç formaliteye, aslar da İstanbul'da kaldı. Sonuç grupta 4 puan Sturm, 4'ünü de bizden almış oldu.
Ve Rijkaard'lı Galatasaray pek de önemli olmayan bir istatistiğe 1 mağlubiyet eklemiş oldu.

Aralık 04, 2009

Birkaç Kendinibilmez...


Rezil olduk, aman bir ton ceza yiyeceğiz, birkaç kendini bilmez bizi rezil etti. A.Wien - Athletic maçından. Maç gergin başladı, yabancı madde yağdı sahaya. 2.golden sonra sahaya indi büyük bir kesim. Takımlar soyunma odasına gitti, 20 dakika sonra döndü. Bir gol daha attı Athletic, 3-0 bitti maç. İlk golde top 2 kez direkten döndü, Llorente'de kötü vurdu ama girdi. Daha sonra 2-3 gol daha kaçırdı Llorente.
Bizde olsa tüm manşetler bu maçtan bahseder, tribündekilere bir ton küfür saydırırdı yorumcular. Heryerde oluyor işte, hatta Avrupa maçında bile.

Gruptan Lider Çıkabilmek.


Türk takımları gruplardan 16 kez 2. olarak çıkmayı başarmıştı. 17. ve 18.lerinde lider olarak çıkmayı becerebildik. Yıllar sonra bize bu zevki tattıranlara selam olsun. 2.olduğumuz grupların listesi de burada.

Kasım 05, 2009

Enteresan Bir İlk


Bir Türk takımı ilk kez bir gruptan çıkmayı 2 maç öncesinden garantiledi. Genelde son maçta belli olurdu bu işler. Geçen sene Hertha maçını son maç sayarsak, o maça kalmıştı.
Bundan önce Şampiyonlar Ligi'nde 3 kez gruplardan çıkan Galatasaray, 2000/01'de ilk gruplardan son Sturm Graz maçında berabere kalarak, 2. gruplarda 5. maçta Milan'ı yenerek çıkmayı garantiledi. 2001/02'de ilk gruplardan son PSV maçını kazanarak çıktı. Kalli dönemi UEFA'da Bordeaux'nun Panionos'u 2-0'dan 3-2 yenmesi sayesinde yine son maçta çıktı. 2000 UEFA senesinde de son maçta Milan'ı yenip CL'den UEFA'ya düşmüştü Galatasaray.
Fenerbahçe 2007/08 CL'de son CSKA maçında, 2006/07 UEFA'da son Frankfurt maçında gruptan çıktı. Bugün kazandıktan sonra da yine 5. ya da 6. maçta belli olacak.
Milli takımı yazmaya bile gereke yok. Grubu bırakın play-off maçına bırakıyoruz direk stres olsun diye. 2008 öncesi Bosna maçı son maçtı, play-off olmadığından tabi ki.

Galatasaray'ın UEFA Karnesi


Kupadan sonraki son 9 sezonun karnesi. Eskiden Şampiyonlar Ligi maçları böyle kalabalık olurdu. Artık UEFA'nın müdavimiyiz. 33 maç yapmışız 5 sezonda. Tromsö macerası da dahil. Kalli ile saçmasapan bir şekilde 1 kez Son 32'ye kalmıştık sonra Leverkusen'den 5 yiyip, hocasını getirdik Türkiye'ye. O da fazla dayanamadı. Yerini Bülent'e bıraktı ki, Bülent hayatının fırsatını kaçırdı, 2-0'dan verdi Hamburg'a çeyrek finali. Ama kalsaydı seneye Şampiyonlar Ligi'ni alacaktı.
Bu sene 9 maçta 6 galibiyet, 3 beraberlik'le namağlup gidiyoruz. 6-0'la Avrupa'daki en farklı skor rekoru kırıldı Türk takımlarının, Maccabi Netanya maçında. Son rekor Neuchatel maçıymış. 21 sene sürmüş rekor.
Yarın da kazanırsak gruptan lider çıkarız. Sonrası pek mühim değil. Zaten kimse kaale almıyor kupayı. Sadece moral olur kupa alınırsa 10 sene sonra. Gerçi Liverpool falan geliyor Europa League'e. Onlar Milan'ın, Bayern'in yaptığı muameleyi yapar mı bu kupaya bilinmez.

Fenerbahçe'nin UEFA Karnesi.


Son 10 yıla ait maçlar. Zico ile 1 kez Son 32'ye kalmıştı 2 beraberlikle AZ'a elenmişti. 2. maçta 2.golü 87'de yemişti. 2004/05'te de Şampiyonlar Ligi'nde elenerek UEFA'ya Son 32'den dahil olmuştu. 19 maç 7 galibiyet. 3'ü bu sezon.
Şu an grup lideri zaten Fener. Yarın da sorun olacağını zannetmiyorum, muhtemelen Fener lider bitirerek turu atlar. Gerçi 1 puan bile başarıymış Daum'a göre ama:) Yine Habertürk Papazın Çayırı yorumuyla.

Kasım 04, 2009

CL Hakem Formaları


Eğer hakemler yarın Steaua maçına sarı-kırmızı formayla çıkarsa Fener tribünleri onları da yuhlarmı acaba. Gırgır geçiyorum ciddiye almayın, ama ben yazmasam cuma günü bir gazetede kesin buna benzer bir haber görürüz. Twente maçında Europa League bayrağını yuhaladı tribünler diye yazılmıştı.

Ekim 01, 2009

Gün Olur Devran Döner.

Lucescu'nun ilk senesinde bizi hasta etmişti bu takım. Avusturya'da son UEFA Şampiyonunu 3-0 yenmişti, İstanbul'da da 2-2'lik beraberlikle gruptan lider çıkmıştı. Hatta İstanbul'daki maçın son dakikalarında Rangers-Monaco maçı da 2-2 bitmesini beklerken karşılıklı paslaşmalar yapılmıştı vakit geçirmek için. Nitekim o maç da 2-2 bitince Galatasaray ve Sturm Graz elele bir üst tura çıkmıştı. Sturm orda takılmış, biz çeyrek finalde Real'le eşleşmiştik. Bugün Eskişehir maçının üstüne bir galibiyet isteriz artık. Bugün de kazanırsak rahatlarız iyice grupta.


Klüpte maç için atkı yapmış resimde görüldüğü üzere.
Related Posts with Thumbnails