Bundesliga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bundesliga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs 05, 2011

Westfalen



Dortmund'un geri gelişi güzel ama tribünler daha güzel. Her yer sapsarı. Tek renk. Galatasaray'ın olası şampiyonluğunda tribünlerde turuncu, mor, bej, pembe gibi renkler de olacak. Şu görüntüyü yakalayamayacağız o kesin. Benim de maçlara bej formayla gitmem kendimle çelişmem olabilir ama bu sezona da sarı-kırmızı yakışmıyor be müdür.

Temmuz 13, 2010

Mr.& Mrs. Özil.


Mesut Özil ve Anna-Maria Lagerborm ya da müslüman olduğu söylentilerine göre yeni adı Melek. Sarah Connor'ın da kız kardeşiymiş bu arada yenge.

Haziran 20, 2010

Kalanlar vs. Gelenler.

Alman U21'de Barış Özbek de, Mesut Özil de 16'şar maça çıkmışlar, Mesut 5, Barış 3 gol atmış, aynı dönemde. Mesut şu an Alman Milli Takımı'nın dinamosu görünümünde, Barış tatilde. Almanya'da forma giyen birçok Türk futbolcunun, Türkiye'ye geldikten sonra başına gelen Barış'ın da başına gelmiş gözüküyor. Berkant, Atilla Birlik, Tevfik Köse, Serkan Çalık hatta Hollanda'dan Uğur Yıldırım.
Özellikle gençken gelenler, buraya çabuk ayak uydurup, kendilerinden bekleneni bir türlü veremiyorlar, ilerleme kaydedemiyorlar. Tayfun Korkut gibi geç gelenler fazla kalmadan geri dönüyorlar. Orada kalanlar Hamit, Halil, Yıldıray, Serdar, Mesut ya da Nuri gibi yürüyorlar. Her sene transferlerde adları geçiyor ama gelen olmuyor. Biz de her sene Hamit gelecek diye bekliyoruz. Orada yetişenler bile buraya emekli cenneti gibi görüyor.
Gelip başarılı olanlar elbette var ama 2005 yılında Bundesliga altyapısındaki %30'luk yabancının %80'i Türk ve yine aynı yıl St.Pauli altyapısında 84 Türk oyuncu olduğu düşünülürse, başarılı olan nam-ı değer gurbetçi oyuncu sayısı bir hayli az. 3 büyüklerin altyapısında kaç Türk oyuncu var bir de onu merak ediyorum?

Mayıs 26, 2010

Avrupa'da Yılın Takımları.


Son birkaç yıldır Barça, Man UTD, Chelsea, Liverpool diye sıralayabileceğimiz 4 büyüklere bu sezon Bayern ve Inter'de katıldı. Liverpool'da yerini transferleri sebebiyle Real geldi. Zaten bu 6'nın içinde hiç kupa alamayan tek takım Real. Bayern'in ve Inter'in girişleri hocaların etkisi. Tabi Robben ve Milito'nun da etkisini atlayamayız. Liverpool'un düşüşünde de Torres ve Gerrard'ın sakatlıkları en önemli sebep olarak sayılabilir.
Inter 3'te 3 yaparken 100 gole ulaşamadı Mourinho etkisiyle. Bayern büyük sürpriz. Barça en az yenilen takım. Chelsea en çok gol atan. Chelsea'nin FA Cup'ı alırken sadece 1 gol yemesi de büyük etken.
Ronaldo'yu kaybetmesine rağmen Man UTD son haftaya kadar ligde dayandı. 1 golle de CL'den erken elendi. Real bu kadar transfere rağmen yine CL ve Kupaya erken havlu attı. Seneye Mourinho gelirse sanıyorum Inter yerine Real'i göreceğiz seneye.
Kırılmaz dediğimiz Barça'nın 6'da 6 rekoruna aday Inter. Milito da Pedro'nun 6 turnuvada 6 golüne. Ama Inter gelecek teknik direktöre bağlı olarak bu listeden çıkabilir. Başka İtalyan da girer mi, onu seneye göreceğiz, ama alacak oyuncu kalmadı bu seviyelerde. Hepsi zaten şu 6 takımda. Dünya Kupası sendromu olacağını da düşünürsek seneye sürprizler görebiliriz.
Dünya Kupası'na gidenlere bakarsak; Barcelona (15), Chelsea (14), Real-Bayern (11), Inter (8), Man UTD (7) oyuncu gönderiyor. Her Dünya Kupası sonrasında bazı oyuncuların, özellikle Güney Amerikalıların, form düşüklüğüne erken girdiklerini düşünürsek Man UTD en şanslısı. Yukarıda da dediğim gibi Inter'de hoca durumuna göre şanslı sayılabilir. Bu arada kendi ülkesinin milli takımına oyuncu göndermeyen tek takım Inter. CL Final'indeki tek İtalyan Materazzi'nin 90.dakikada girdiğini düşünürsek çok normal tabi.
Bizim takımları düşünüyorum da, şu 6 takımın arasına girme ihtimalleri yok gibi bir şey. Rijkaard desek kiminle bu kadrolara kafa tutabilir. Bir de bu takımların kadroya giremeyen Benzemalar, Diarralar, Henryler var. O adamları bu topraklara getirmeden bu ülkeye gelebilecek tek kupa UEFA. CL büyük hayal. UEFA'nın da gelişi hayal de, belli olmaz yine bir çılgın çıkar birşeyler yaparız. Ama şu da bir gerçek ki, CL UEFA Kupası'nın 2 değil 3 belki 4 katı zor. UEFA şampiyonu Atletico'nun Cl'de sadece 3 beraberlik aldığını düşünürsek oran biraz daha açığa çıkıyor.

Mayıs 23, 2010

Finalde 2.Türk.


Yıldıray 2002 CL finalinde kupayı kaybeden taraftaydı. Dün de Hamit oyundaki ilk değişiklik oldu. Ribery'nin yokluğunda sol kanatta oynadı. 2.yarının başında Müller'e al da at dedi ama olmadı. Oyundan çıkarken yüz ifadesi de çok şey açıklıyordu.

Mayıs 17, 2010

Şampiyonluk İç Sahada Kazanılır.

Bir kez daha iç sahanın önemini görmüş olduk. TSL ve Avrupa'nın önde gelen liglerine bakınca evinde en çok puanı alan takımlar şampiyonluk ipini göğüsledi. Deplasmanda kazanılan maçlar veya kaybedilen puanlar az çok birbirine yakın ama fark kendi seyirci ve saha avantajında. O avantajı kullanamayınca şampiyonluk ve kupalar kaçıyor.
Aşağıda görülen bu sene şampiyonluk adaylarının iç saha performansları herşeyi ortaya koyuyor. Hele bir de rakibine kendi evinde yenilince 6 puanlık avantaj kaybolup gidiyor.

Sadece liglerde değil, kupalarda ve Avrupa'da da evin avantajı büyük. 2 senedir Galatasaray'ın kendi evinde UEFA'ya veda etmesi, bu sene Fener'in UEFA'ya vedası, Beşiktaş'ın kendi evinde alamadığı puanlar yüzünden CL'ye ya da UEFA'ya devam edememesi de önemli örnekler. Her zaman geçerli olmasa da orası senin evin, senin düdüğün ötecek bir başka deyimle, yoksa çekilen sıkıntılar ortada.

Mart 29, 2010

Avrupa Ligleri'nde Türk Etkisi #2


Bayern ve Inter için 2 hafta önce kaybetmelerine rağmen rakipleri kazanamıştı demiştik. Yine aynı oldu. Gitgide bize benziyorlar.
Önce Bayern evinde Stuttgart'a yenildi, ardından Leverkusen Schalke'ye evinde yenilerek hem Bayern'e yetişme fırsatını tepti, hem de liderliği Schalke'ye vererek, liderle arasındaki puan farkını 5e çıkardı. Felix Magath geçen sene Wolfsburg'u şampiyon yaptı, bıraktı, şimdi de Schalke'yi götürüyor şampiyonluğa. Son 6 sezonda 4. şampiyonluk geliyor, hem de 3 ayrı takımda. Gerçi aşırı disiplin ve kondisyon ağırlıklı çalışmalar yüzünden Saddam lakabını takanlar var oyuncularından.
İtalya'da da önce Inter Roma'ya yenilerek rakibini kendine yaklaştırdı, ardından Milan yine Inter'in kaybında kazanamayarak puan farkını 3 yerine 1 puan azaltabildi. 7 hafta kala Mourinho'nun işleri zora girdi. Muhtemelen Mourinho kafada bırakmış artık Inter'i. Real yolları taştan değil artık geliba.
Avrupa'da da ligler bizimki gibi. Premier League ve La Liga'da toplam 5 takımı saymazsak istikrarsızlık diz boyu. Deplasmanda kazanmak her takım için lüks oldu. Barça, Real, Chelsea, ManU ve Arsenal. Bu 5 takım çıldırmış durumda. Real 11 maçtır 3 veya daha fazla golle kazanıyor. Chelsea 7 atıyor. Bizde izliyoruz. İzlemeye de devam edeceğiz uzunca bir süre sanırım.

Mart 21, 2010

Avrupa Ligleri'nde Türk Etkisi.


Bayern üstüne Leverkusen, Inter üstüne de Milan. Liderlikler el değiştirecek derken, Türk etkisi ortaya çıktı ve geri gelemedi kimse. Aklımdan geçti ilk maçlar bittiğinde ama Leverkusen'e ihtimal vermemiştim, Milan'ın kaybetmesi muhtemel gözüyle bakmıştım. 2si de kazanamadı, işler karıştı.
Demek ki sadece bizde değil tüm Avrupa'da stres, baskı böyle sonuçlar doğuruyor. Futbolcular eskiye göre daha yetersiz. Bütün babaları 3-5 klüp toplayınca herkes toplama takım yapıyor. Sonuçta kaçınılmaz oluyor.

Kasım 27, 2009

Expiring (Bundesliga)


Cm/Fm'ciler aşinadır bu terime. Bild Bundesliga'da 2010 Haziran'ı itibariyle kontratı bitecek 33 yıldızı listelemiş.Hamit ve Halil'in serbest kalacağını gördüğümüz bu listeden ayrıca öğrendik ki Neuville hala oynuyormuş. Liste şöyle, buyrun:...

Aaron Hunt, Marcelo Moreno (Werder Bremen)
Kevin Kuranyi, Halil Altıntop (Schalke04)
Hamit Altıntop, Mark van Bommel, Andreas Görlitz , Daniel van Buyten, Jörg Butt, Michael Renzig (Bayern Münih)
Cacau, Robert Hilbert, Thomas Hitzlsperge, Alexander Hleb (Vfb Stuttgart)
Ricardo Costa, Ashkan Dejagah, Christian Gentner, Makoto Hasebe (Vfl Wolfsburg)
Tinga (Borussia Dortmund)
Nikolas Liberopoulos (Eintracht Frankfurt)
Tobias Weis (Hoffenheim)
Paolo Guerrero (HSV Hamburg)
Petit (FC Köln)
Alex Meier (Eintracht Frankfurt)
Mohamadou Idrissou (SC Freiburg)
Oliver Neuville (M.Gladbach)
Hanno Balitsch (Hannover 96)
Cicero, Steve von Bergen (Hertha Berlin)
Manuel Friedrich, Toni Kroos (Bayer Leverkusen)
Peer Kluge, Javier Pinola (FC Nürnberg)

Kasım 24, 2009

Micoud, Diego ve Mesut Özil


1999'da Thomas Schaaf göreve geldiğinden beri Werder Bremen, çok gol atan ve çok gol yiyen olarak göze çarptı. Son 6 sezonda 4 kez ligin en çok gol atan takımı oldu. Bu golleri atarken hep iyi 2liler göze çarptı. Micoud-Ailton, Micoud-Klasnic, Micoud-Klose, Diego-Klasnic, Diego-Pizarro ve Diego'nun gidişiyle Mesut-Pizarro'ya dönüşmüş durumda. Mesut 9 asistle Bundesliga'nın asist kralı konumunda ve 6 golle de gol krallığında 2.sırada. Son Freiburg maçında 4 asist ve 1 golle oynadı Mesut.Diego'nun yokluğunda onun yerine geçmiş hatta fazlasıyla da iyi oynuyor. Ama Alman milli takımında oynaması bizim için kayıp gibi gözüküyor. Yeni gelen teknik direktör Fatih Terim'e bayağı kızacak gibi gözüküyor.

Ümit Davala, Ernst ve Hatta Ailton


2003-04 Almanya Lig ve Kupa Şampiyonu Werder'in kadrosu. Alman Ernst, Ümit Davala ve gol kralı Ailton.


Bonus : Werder'li Tjikuzu. 1999-2003

Temmuz 13, 2009

Türkiye Liglerinin Resmi Teknik Direktör Tedarikçisi : Borussia Dortmund


Thomas Doll ve Jürgen Röber'in de Ankara'ya gelmesiyle Borussia Dortmund'da hocalık yapmış 6 teknik direktör Türkiye'ye uğramış oldu. Bir de dedikodusu çıkanlar var. O da normal sıkışan ordan getiriyor. Tesadüf mü, şans mı bilemiyoruz. Ayrıca sonları aynı olmuş. Ya işlerine son verilmiş, ya da hasta olup gitmişler.
Liste şöyledir.(Yıllar Dortmund'da çalıştıkları yıllardır.)
1982-1983 Karl-Heinz Feldkamp (Galatasaray, Beşiktaş, Galatasaray)
1986-1988 Reinhard Saftig (Kocaelispor,Galatasaray)
1997-1998 Nevio Scala (Beşiktaş)
1998-2000 Michael Skibbe (Galatasaray)
2006-2007 Jürgen Röber (Ankaraspor)
2007-2008 Thomas Doll (Gençlerbirliği)

Nisan 09, 2009

Alman Usulü Totem : Soslu Sosis




Nou Camp stadının Bayern Munih için lanetini bilmeyen yoktur. 1999 yılında CL finalinde 90 ve 90+ da yedikleri gollerle kupayı Manchester United'a teslim etmişlerdi. Bunun lanetini dindirmek için Bild muhabiri maçtan önce korner direğinin altına soslu bir sosis yerleştirmiş. Sosis okunmamış olacak ki, ilk 43 dakikada yedikleri gollerle 4-0'lık hezimete uğradı Panzerler...

Eylül 23, 2008

1899 Hoffenheim


Avrupa'nın en büyük software şirketi SAP'ın sap olmayan futbolsever patronu Dietmar Hopp birgün memleketinin Bundesliga'da takımı olsun ister.Bütün hikaye de böyle başlar...




1990ların başında 8.lige eşdeğer bir kümeden oynayan Hoffenheim, Dietmar Hopp'un kolları sıvamasıyla 1996'da 5 lige eş olan Verbandsliga Nordbaden'dedir artık.1999-2000 sezonundan sonra büyük çıkış başlar ve takım 2008-2009 yılında Bundesliga'da oynamaya hak kazanana kadar devam eder.Yükselme süreci de yukarıdaki gibidir...





1999 yılında kendi adıyla bağışladığı 6000 kişilik stadın undesliga şartlarına uymayacağını anlayan patron hemen yeni bir stadın da inşaatına başlar takım 2. Bundesliga'da iken. 30.000 kişi kapasiteli bu stad €50m' a malolur.






Herkes işlerin buraya kadar sürebileceğini ve klubun Bundesliga'da tutunamayıp iflasa sürükleneceğini düşünerken sezona da bomba gibi girer 1899 Hoffenheim.Almanya'nın (belki de dünyanın) en zengin köy-kasaba takımı Bundesliga'nın tozunu atarak başlar.Fazla hiperbolik davranmak da iyi değil ama kimsenin beklemediği bir başlangıçtır bu...Ilk 5 maçta 3 galibiyet (Cottbus(d) 3-0, M'gladbach 1-0, Dortmund 4-1), 1 beraberlik (Stutgart 0-0) ve 1 mağlubiyet ( Leverkusen(d) 5-2) alırlar.Su an ligde 2. durumdalar.Lig sonu planladıkları yer kesin bu değildir ama bizdeki Vestel Manisa örneğini de yaşayacaklarını sanmıyorum.



Dietmar Hopp ne kadar da bu takım bir projenin ürünü değildir dese de profesyonel ellerden çıktığını düşündüğüm bu başarının - bu zihniyetle pek mümkün olmasa da - bizim kluplere de örnek olabilmesini dilerim ama sanırım sadece dilediğimle kalırım.Leeds'in yükselişini anımsatan bir başarı yakalayan Hoffenheim'ın umarı sonu da Leeds gibi olmaz.

Eylül 20, 2008

Bremen Bayern'i sildi attı!


Bundesliga'da hücum futbolunu en etkili oynayan takım olarak değerlendirilen Werder Bremen ligde 2008/09 Sezonu'nun beşinci haftasında konuk olduğu Bayern Münih deplasmanı Allianz Arena'da da fırtına gibi esti.

Bremen Teknik Direktörü Thomas Schaaf'ın hafta içinde Weserstadion'da Güney Kıbrıs temsilcisi Anorthosis'le 0-0 berabere kalarak Şampiyonlar Ligi'ne hesapta olmayan bir puan kaybıyla başlayan öğrencilerini maça çok iyi motive ettiği belliydi.
Geçen sezon Bayern'e hem Bundesliga hem de DFB Pokal'de şampiyonluğu getirerek duble yaptıran teknik direktör Ottmar Hitzfeld'in görevine son veren ve takımın başına Jurgen Klinsmann'ı getiren başkan Franz Beckenbauer kara kara düşünmeye başladı.
Mücedelede Bayern Münih adına 2 gol atan Tim Borowski'nin de sezon başında Werder Bremen'den gelmiş olması ilginç bir detay olarak kayıtlara geçti.

Bayern Münih [2 - 5] Werder Bremen
30' [0 - 1] Rosenberg
45' [0 - 2] Naldo
54' [0 - 3] Mesut
59' [0 - 4] Pizarro
67' [0 - 5] Rosenberg
71' [1 - 5] Borowski
85' [2 - 5] Borowski
Related Posts with Thumbnails