Eylül 14, 2010

Yavaş Futbol Sendromu.

Galatasaray'ın dün gece 1 penaltı golüyle kazanması ve yeni transferlerin uyum sürecinde olması bize geçici bir heves kazandırmış da olsa, dün gece oynanan inanılmaz yavaş oyun ve geri dönme sendromu yine saç baş yoldurttu.

Top bile bu durumdan muzdarip olabilir. Yoruyoruz topu bile. Topun, 3 saniyede tek pasla ulaşması gereken yere, 20-25 saniyede tüm Galatasaray yarı sahasını dolaşarak gitmesi, Ayhan-Mustafa Sarp ikilisine aslında oynamasalar bile olur dedirtecek cinsten. Rijkaard'a hak vermemek elde değil. İleriye pas verememe sıkıntısı hem rakibi yerine yerleştiriyor, hem takımı yoruyor, hem de Servet-Sabri ya da Ali Turan düzeninde bir paslaşma ekran başında bizi gereksiz bir strese sokuyor.

Hızlı oynadığımız 2.yarının ilk 15 dakikasında 3 pozisyon 1 penaltı yaptırttı takım. Çünkü rakibiniz Chelsea-Barça-Real değil Gaziantep. Süper Lig'de zaten hızlı oyuna dayanabilecek takım yok şu an. Hız derken topun süratindan bahsediyoruz elbet.

1-0'dan sonra bir pozisyon anlatsam sanıyorum herkes net olaya hakim olacak. Aydın sağdan kaçmak için hazırlanıyor, Aydın'a yaklaşık 3 metrede Ayhan topla buluşuyor, 3 Antepli Ayhan'a doğru koşuyor, Aydın hala boş, Ayhan topu yanındaki Aydın yerine Sabri'ye, geriye gönderiyor. Sabri Servet'e, Servet Neill'e, Neill Insua'ya, Insua Kewell'ın üzerindeki baskıdan dolayı Sarp'a, Sarp da, takımın ne yaptığını daha çözemediği belli olan ve geriye gelip top almaya çalışan Misimovic'e veriyor. Misimovic ise tüm bunların aksine topu tek pasla Baros'a atıyor. Ve kötü de olsa bir pozisyon doğuyor. Ayhan ilk başta Aydın'a verse ki 3 Antepli Ayhan'ın üzerine gittiğinden Aydın'ın önü bomboş, Aydın kanattan ilerleyecek, orta yapmasa da belki Misimoviç'i bulacak ve en kötü aynı pozisyonu 1,5-2 dakika önce bulacağız. Ama kendimizi yormak yerine rakibi yoracağız.

Geçen sezon başı hızlı oynayan, hızlı ve ileri doğru pas yapan Sarp'lı, Topal'lı Ayhan'lı takım nasıl oldu da kayboldu diye merak etmeden duramıyorum. Formsuzluk cevabına inanılmaz derecede muhtacım şu an.

Tabi şimdi başka bir sıkıntı var. Çana oynarsa yanında kim oynayacak, Elano yanında olursa Kewell kulübede mi kalacak? Arda'nın dönüşü muhtemelen Kewell'ı kulübeye gönderecek ama basit futbol mantığı topu rakibin yarı sahasında oyna mantığı ne kadar gerçekleşecek. Rakipler kim olursa olsun, geldikleri her atakta bir şekilde o atağı bitiriyorlar, aut-korner-gol-kaleci. Dün oynayan orta sahayla işimiz bir hayli zor olacak. Bir de onların önündekiler de baskı yapmadığından Ayhan-Mustafa şaşkın ördek gibi ortada dolaşacak, zaten yanındaki adama bile pas veremeyen süper ikili olarak da bizden çok küfür yiyecekler. Biz de Misimovic-Arda-Baros-Pino dörtlüsü sayesinde atacağımız her golden sonra aman yemeyelim diye hop oturup hop kalkacağız.

Yeni transferlere diyecek laf yok bana göre ilk maç olduğundan. Misimovic'in sıkıntısını az çok anlattık yukarıda. Baros'a verdiği pas ve kaleye çektiği 2 şutu düşünürsek, takıma alıştığında iyi işler yapacaktır. Insua ise sağ ayağıyla orta yapabilen bir sol bek olarak Servet'in kulübeye gönderileceğinin sinyallerini veriyor.

Süper yorumcu Hakan Ünsal'a göre ise Insua yedek kalır, Misimoviç de ahım şahım biri değil. Arda olmazsa takım kazanamaz diyor yine. Ayhan ve Mustafa Sarp'ı ise öve öve bitiremiyor. Açık kapatıyor diyor ama isabetli pas atamamalarından bahsetmiyor. Hala takım içindeki güçlerini kaybetmenin kuyruk acısını yaşıyor belli ki. İçeri müdahele yok, dedikodu yok, muhtemel Arda da eski abilerini pek sallamıyor. Onlar medya da son 2 yıldır ayyuka çıkan anti-Galatasaray adı altında anti-Adnan'cılık yaparak hem kendilerine hem de kulüp-taraftar ilişkisini zedeliyor. Biri de çıkıp ne yapıyorsunuz demiyor ya en çok o düşündürüyor beni.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails