Ekim 06, 2011

5 Haftanın 5 Sürprizi


1-Pierre Webo : En flaş isim. İlk 5 haftada 5 gol, 3'ü puan alıcı goller. Maliyeti €2m, kazandırdığı para €2,7m. Abdullah Avcı'nın sözleriydi bunlar, dün SportsTV canlı yayınından. Mallorca'daki mali sıkıntı, Webo'yu ulaşılabilir hale getirdi diye de ekledi. Oyuncu izleme böyle bir şey. Belediye ders vermeye devam ediyor.

2-Mert Nobre : Ligin yeni takımında 5 gol. Fenerbahçe yıllarından sonra tekrar gol atmaya başlaması dikkat çekici. Goller de ziyadesiyle jeneriklik. Kayseri'ye son attığı gol, Türkiye'de atılmamış cinsten. Çalışınca oluyor demek ki.

3-Engin Baytar : Galatasaray'da Melo ve Ujfalusi'de ilk 5'e girebilirdi ama kariyerlerine bakarsak zaten hep orada olmaları gerek. Engin Baytar da kariyerine bakarsak ilk 5'te olmaması gerekirdi. Fatih Hoca'ya verdiği sözü tutuyor ısırgan orta saha.

4-Kemal Özdeş : Fazla transfer yapmayan, hocasını değiştiren, düşmesine banko dediğim Manisa ile enteresan işler yapıyor. Fener ve Trabzon maçlarından beraberliğin yanı sıra oynanan oyun ümit verici.

5-Ozan İpek : Şampiyonluk sezonundaki oyununa geri dönüyor. Volkan-Sercan ikilisinin gidişi Turgay ve Ozan'a yarıyor. Zaten fizik olarak çok güçlü Bursaspor'da, Batalla ile birlikte bu sezon en çok can yakacakların başında geliyor.

Bonus 1 : Burak Yılmaz. Golcü oldu çıktı Burak. Beşiktaş'taki çakma CR7 halinden eser yok. Lille maçında takım Burak'ı aramışsa, Burak artık olmuş diyebiliriz.

Bonus 2 : Caner Erkin. Sol açıktaki yerini alınca atıyor, asist yapıyor. Ziegler'in bekliğinde yoluna devam edebilir.

Ekim 05, 2011

Palermo Store

Derbide son nokta bu olsa gerek. Niyet alenen belli edilmiş. Catanialılar mağazayı görmemiş olsa gerek ki, camlar hala yerinde, en azından fotoğraf çekilirken.

Daha terbiyelisi için buradan.

Udinese Hits

Hep Porto'yu konuşuyoruz ama Udinese'de son yıllarda Porto gibi dolduruyor kasasını. Al, yetiştir, kirala, sat. Bu arada ligin ilk yarısında yer alıp, ara sıra Şampiyonlar Ligi, genelde Avrupa Ligi'nde oynamak, futbolcuları tanıtmak.


Porto kadar pahalıya satamasalar da gelir ciddi. Alexis'ten gelecek potansiyel €13m'luk bonus var. Alexis'e kadar yıllık ortalama getiri de lider Marcio Amoroso. Senelik €9m'a yakın kar etmiş Udinese. Ardından Stefano Fiore, Quagliarella ve Gökhan İnler geliyor. Porto'ya yetişmek için iyi bir stad ve Serie A ya da Avrupa'da başarı gerekiyor Udinese'ye. Sonra gelsin paralar...


Satış / Oyuncu / Geliş (€) / Gidiş (€) / Takımda Kaldığı Sezon
11/12 Alexis Sanchez / 3m / 27,15m / 4
11/12 Gökhan İnler / 1m / 17,5m / 4
11/12 Simone Pepe / - / 10,1m / 5
11/12 Christian Zapata / 0,5m / 7,5m / 6
11/12 Marco Motta / 1,45m / 8,45m / 5
10/11 Felipe / - / 9,3m / 8
09/10 Fabio Quagliarella / 7,3m / 18m / 2
08/09 Andrea Dossena / - / 9m / 2
08/09 Asamoah Gyan / - / 8m / 5
07/08 Vincenzo Iaquinta / - / 11,3m / 7
07/08 Sulley Muntari / - / 10m / 5
05/06 David Pizzaro / - / 12m / 5,5
05/06 Marek Jankulovski / - / 8,5m / 3
01/02 Stefano Fiore / 9,7m / 25m / 2
99/00 Marcio Amoroso / - / 28m / 3
98/99 Oliver Bierhoff / - / 12,5m / 3
97/98 Thomas Helveg / - / 8,5m / 4

Eylül 28, 2011

Futbol Sanattır #5

World Class


Resimden de anlaşılacağı üzere, asıl sorun Türk futbolcusunda değil, futbolcu eğitiminde yaşanmaktadır. Zamanında aynı takımda Brezilyalıların, Arjantinlilerin, Hollandalıların, Almanların 3'lü kullanıldığı uyumlu yabancı teorisinde artık 3 Türk kullanılıyorsa, teorinin dışında pratik olarak da Türk futbolcusu artık "World Class"'tır.

Real'deki 3 Türk'ün Almanya'dan yetişmesi ise Türkiye'de futbolcu yetiştiren grubun hala "Amateur" kalmasından kaynaklıdır. Türkiye'deki futbolcular, Tugay gibi kendi yetiştirecek kültüre sahip olmadıklarından da, Süper Lig'de vasat hocalarla vasat performanslar ortaya koymaya devam ediyorlar.

AB dışı yabancı sınırının olduğu büyük Avrupa liglerinde kendilerine Sırp-Hırvat hatta herhangi bir Afrika ülkesi oyuncuları kadar yer bulamamaları büyük başarı öyküsüdür. Hem de çok daha iyi imkanlara sahipken. Bunun altında "Türkiye'de çok erken, çok para kazanıyorlar" önermesini de yeterli bulamıyorum. Bu beceriksiz futbol dünyamızın bahane olabilir ancak.

Şenes Erzik dönemi kurulan Piontek-Fatih Terim-Rasim Kara-Serpil Hamdi Tüzün organizasyonu Türkiye'nin en başarılı dönemi yaşatmış olmasına ve üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, daha iyiye gideceğimiz yerde, endüstriyelleşme ile birlikte genel başarısızlığa sürüklenmemiz, başarı için hala Fatih Terim ya da Şenol Güneş bekliyor olmamız içler acısı. Elalem, endüstriyel futbolu başarı için tesis ederken, bizim tam ters şekilde anlamamız enteresan.

Endüstriyel futbolun en önemli öğesi olan futbolcuları es geçmemiz, bilgisizliğimizin, tutarsızlığımızın ve gereksiz kibrimizin en önemli simgesi. Ne yapacağını bildiğiniz takımın maçını izlemeye gider misiniz? En ufak yaratıcılık kırıntısı olmayan taktiklerle, istediğini yapmasına izin verilmeyen ve elinden tutulmayan yetenekli futbolcuların yok oluşunu izlemeye mahkumuz.

Tabi ropörtaj vermesi bile yasak olan futbolcuların, maçta hocasının istediğinin dışına çıkması düşünülemez. Kendisiyle aynı fikri paylaşmadığını medyadan öğrendiği oyuncusunu, ilk 11'de oynatma büyüklüğünü gösteren 33 yaşındaki hoca yerine, sakız çiğnediği ya da kendisine kızan oyuncuları kadro dışı bırakma küçüklüğünü gösterenler var çünkü bu ligde.
Related Posts with Thumbnails