Ağustos 24, 2009

Denizli & Terim


Ders almam, veririm vs. Kargalar bana kılavuzluk yapamaz
Türkiye'nin 2 hocasıdır bana göre. Terim ve Denizli. 2sinin diğerlerinden farkı Derwall ve Piontek hocalarıdır. Hatta Terim'inki 1 kademe daha üsttedir, zira teknik direktörlüğe başladıktan sonra yardımcı antrenörlük yapmıştır Piontek'e. Denizli direk yardımcı başlamıştır Derwall'e. Sonuçta Galatasaray ve Milli Takımdaki başarılarında zamanında öğrendiklerinin payı vardır. Ama şu büyüklenme nereden geliyor anlayabilmiş değilim. Tamam başarılıdırlar, ama büyük konuşulmaz bu futbolda, bu hayatta. 'Bu maçı kesin kazanacağız' deyip Sami Yen'de 5 yiyende, 'Bu maçın İstanbul'u da var' deyip karda 87'de topa Rotariu dokunamayınca elenen de bu adamlar değil mi?. Allah'ın sopası yok lafı ne kadar doğrudur. Yaşananlarla baki. Ne kadar sevsemde bu 2 kişiliği, kendilerini soğutmayı pek iyi biliyorlar. Madem o kadar iyisinizde niye kan ve puan kaybediyor Türk Futbolu. Niye İspanya yeniyor bizi 3 pozisyonla ve niye insanlara geçen sene fb,gs kötüydü ondan şampiyon oldunuz dedirtiliyor? Şenol Güneş bunları demeden başarılı olabilmişti, ama karizması yoktu değil mi? En akılcısını o yapmıştı, geçen sene Bülent'in yapamadığını. Şimdi Kore'de gözlerden uzak şampiyonluğa oynuyor.

**Bu arada Denizli'nin 1 tane sinirli fotoğrafını bulamadım google'da. hep güler mi 1 insan. Terim önde bu konuda açık ara.

Petrol...


Sami Yen'de petrol bulundu...

Kayıp İlanı.


"Lige 9 Ağustos'ta Sivas'ta muhteşem bir galibiyetle başladıktan sonra bizleri umutlandıran Trabzonspor'umuzundan, 15 gündür haber alınamamaktadır. Son olarak Manisa'da perişan halde görüldükten sonra tekrar kayıplara karışan takımımızın geleceğinden endişe etmekteyiz. Görenlerin insaniyet namına tarafımıza bildirmelerini rica ederiz."

Karadeniz Gazetesi'nde bugün yayınlanan ilan.

Ankara UTD


Ankaragücü'nde düzenlenen olağanüstü kongrede olağan bir şekilde yeterli katılım sağlanamadığından 30 Ağustos'a ertelendi. Ancak 30 Ağustos'ta yeterliliğe bakılmadan yapılacak kongre diyor geçici başkan. Cemal Aydın ve Melih Gökçek Ankaragücü'nü kurtarmak için çok çalışıyor da diyor. Nasıl bir başkandır ki bu zat, başkanlığı devretmek için bu kadar hevesli olsun. Melih Gökçek'in oğluna geçecek başkanlık. O da takımı Ankara'nın özlediği(!)* şampiyonluğa ulaştıracak.
Federasyon karşı çıkıyor gibi yazılıyor çiziliyor ama bu kankalık sisteminde federasyonda okeyler bu işi.
Sorular belli şimdi. Madem bu kadar heveslisiniz niye Ankaraspor'a bu kadar masraf edildi? Röber niye geldi? Futbolcu niye alındı? Onlara ne olacak şimdi? Küme düşme garantili mi oynayacaklar?
Sonunda spor ibaresi olmayan kulüpleri severim Türkiye'de ama Ankaragücü'nü bu grubun dışına çıkarmak zorunda kalacağız gibi. FIFA ve UEFA'yı göreve davet ediyoruz. 100 yıllık çınar seçim malzemesi oluyor.
Taraftarın ne düşündüğünü, ne yapacağını duyamadık daha. Onlarda Gençler tribünü ile birleşsinler mesela ya da komple Ankaraspor maçlarına gitsinler. Zaten onları düşünen yok gibi.

*sahip olunmayan birşey nasıl özlenir?

Adanaspor 1 - 0 Karşıyaka


Kadronun 20 oyuncusu değişti ma geçen seneki kıpti ruh hala duruyor. Maç seyircisiz oynandığı ve TV'den de verilmediği için tam anlamıyla birşeyler söylemek aslında mümkün değil. Tek söyleyebileceğim bu sene de çok kısır maçlar izleyeceğiz içinde Karşıyaka'nın olduğu. Zaten ilk 5 maç içerde seyircisiz, dışardaki ilk maç da seyircisize denk gelince aslında bir prova maçı oldu Karşıyaka için, evinde seyircisiz neler yapabileceğini görmek adına. Anlamadığım ise, forvet olarak kim gelirse gelsin birşeyin değişmediği. Geçen sene Diyarbakır'da 17 gol atan Emrah bu sene aynı renk formanın logosu değişmişiyle 10 gol bulabilir mi ben bilmiyorum... Bir de şimdiden eklemesi; Bu takım baskı gördüğü zaman ayağında top tutacak oyuncuya sahip değil, bu iş Serdar'la olmaz...

Tobol'dan sonra başlayan kapak furyası.


Yedek hatta genç denecek takımla sezonun ilk resmi maçına çıkan Galatasaray'a yüklenmeye başlamıştı herkes hatırlarsanız. Rakip ciddiye alınacak bir takım değildi, hava sıcaktı, sezonun ilk maçıydı, falan filan ama bahane olamazdı bunlar. Transfer yapılmasını uygun gördü yorumcularımız ama bir Elano geldi ortaya ki, onlar sağbek, ön libero, forvet, stoper gibi yeni takım kuracak transferler istemekteydi. Ama at gözlüğü olursa göremiyorsun tabi herşeyi. Rijkaard'ı göremediler. Geçen senenin bana göre en büyük yararıdır onun gelişi.
Yavaş yavaş dönüşler başladı. Kapağı gören dönmeye başladı. Ciddi rakip yok dendi, dün Kayseri yeterince ciddiydi bence. (Zor maçı kazanmak kolay maçı kazanmaktan daha kolaydır bana göre, konsantrasyon meselesi ve Türklük belirtisi.) Daha da ciddisini görmek gerek tabi ama kazanmanın zevki ciddi middi dinlemiyor işte. Kazanmaya alışan zor döner o işten, rakip kolay da olsa, zor da olsa. Dahasını da bekliyoruz haklı olarak. Maçı izlemeyip, özetlerde gollerin penaltı ya da kendi kalesine atıldığını görünce bile moralimiz bozuluyor. Bir de Baros'un formuna kavuşması, Elano'nun alışması gerçekleşsin, asıl şenlik o zaman başlayacak inşallah. Geçen sene de böyle 4-1'lerle başlamıştık sonra kapaklar bize gelmişti diyerek biz de dikkatli konuşalım da başımıza birşey gelmesin, sonra gazetelerde atanaldı demesinler, blogculara kapak yazıları görmeyelim.

Elano&Keita vs. Gürcan Bilgiç


Gürcan Bilgiç söyledikleri doğru çıksın da, ben demiştim diyebilme hevesinde.Dün akşam için Ebru Kılıçoğlu'na verdiği cevap burada. Yorum kendine aittir bir şey diyemem de yarı saha çizgisinden ileride oynayan hangi Brezilyalı rakibi kovalar. Ronaldinho Barça'da presmi yapmıştır, Deco rakip kovalamışmıdır diye sormak isterim.
Related Posts with Thumbnails