Ekim 04, 2009

Renk Fobisi ve B Planı


Renk fobisi olmasın bu 3-0. Ya da şu olmayana B planı. Söyleyenler ne kadar uyguluyor acaba şu B planını. Asıl not bu sene ilk kez gol atamadık. Zaten 3 maçtır atamıyoruz. Yeni ortalamamız 2,68. Belki top istemiyor belki de artık form düşmeye başladı Temmuz'da açılan sezondan sonra. Bir restart iyi gelir diye düşünüyorum. Bir sonraki maç ayın 18inde. Milli maç arası toparlanmaya yeter mi bilemem ama en azından birşeyleri değiştirmeleri gerekir. Trabzonspor, Dinamo, Fenerbahçe maçları geliyor.

Yarasın...


Maçlardır süren düşüşü en sonunda bir mağlubiyetle süsledik. Aklımızın başına gelmesi için bu şarttı bana göre. Sene başından takımı şampiyon yapınca normal olrak bu güven fazla geldi gibi. Arda'nında artık aklını başına alması lazım. 2 pozisyonda bencillik yapmasa golü ilk yarıda bulabilirdik.
Neyse geçen sene yaşadığımız sendromdan sonra çok normal geldi. En azından toparlanmak daha kolay olacak diye düşünüyorum.
Ankaragücü hakkıyla aldı ama bi durum varki bugün yine ortaya çıktı. Galatasaray sahada olmadığından oluyor böyle. Geçen hafta 1 puanı kapan Eskişehirspor bugün kendi evinde yenildi. Ankaragücü'nünde haftaya yenilmesi çok doğal. Galatasaray'dan puan alınca haftaya puan kaybedeceğinizi hesaba katmak lazım.

Ankara 0-3 Gücü


Maç öncesi ve devre arası yaşananlar bana bunu yazdırttı. Sonunda olacaklar hiç güzel gözükmüyr. Bu vahşet, nefret, kin sürdükçe yine canlar heba olacak. Maç sonu GS tribunleri ilk mağlubiyetinden sonra koltukları fırlatmaya başladı bile...


Ankaragücü güzel bir oyunun sonunda 3 puanı haketti. Skorun 3-0 olduguna aldanmamak lazım zira "tavuk sersemken sevilir" durumu söz konusu. 4 dakikada 3 gol buldu Ankaragücü. Bu arada bizde A planı, B planı denen şeylere antitez olarak yurt dışında kullanılan bir "tactical consistency" terimi vardır. Bir takımı bir taktiğe adapte etmek. Sadece isimleri değiştirmek. Çok gerideyiz biz bokta çookkk...

Ekim 03, 2009

Revna Yıldırım'la Toshack Geçiyor


Digiturk Plus'ın birkaç nimetinden biri bu geri sarabilme, durdurabilme. O sayede foto aldım ve muhtesem bir pozlama oldu. Bütün kapalı elleri kolları sallayıp "Demirören Yeter" diye bağırırken, başkanın karısı Revna Demirören tempo tutmaya başladı. İzleyenler anımsayacaktır; O an aklıma gelen sahne, Ferhan Şensoy'un Pardon'unda hapishane müdürü Zeki Alasya'nın "Insanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganına gobegine vurarak eşlik etmesiydi...

Rodos'tan Karşıyaka'ya




"Çocuklarım beni özlemiştir. Kaç gündür el kapılarındalar. Kim bilir ne kadar canları sıkılmıştır. Elimizden geldiğince çabuk hazırlanıp İzmir'den Karşıyaka'ya taşınalım" dedi.
Daha taşınmamıştı bile... Ne çabuk Karşıyakalı olmuştu Nuran.
Karşıyakalılar için ilçeleri dışında çıktıkları İzmir'deki her semt ve ilçe, İzmir'di nedense...
( Karşıyakalılar için karşı taraf hep İzmir olduğundan Karşıyakalılık buradan doğarak ayrıcalık kazanmıştır. İzmir'in karşı yakası Karşıyaka... Aynı zamanda İzmir'İn sayfiyesi Karşıyaka'ya, denize girmek ve piknik yapmak için vapur dolusu insan, her haftasonu gelirken onlar çalışmak, okumak ve önemli ihtiyaçlar için İzmir'e gidenlerin dışında, fuar zamanları İzmir'e inerlerdi. Öyle tabir ederlerdi... İzmir'e inmek... Nedense... Herhalde Karşıyaka'dan vapura binip İzmir'de indikleri için. Bu ilçede her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarından İzmir'e inmeleri çok sık olmuyordu)


Rodos'tan Karşıyaka'ya 1685 Sokak
Zühal İzmirli / Yücel İzmirli
Neden Kitap Yayıncılık

Hayatı Iskalama Luksun Yok Senin


Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin... İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik
bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Nazım Hikmet

Demedim mi? #2

Oraya gitme demedim mi sana?
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim?

Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma
Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl.
Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi?...

Ben bir denizim demedim mi sana.
Sen bir balıksın demedim mi,
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
Senin duru denizin benim demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
Senin kolun kanadın benim, demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi tövbeni bozarlar senin.

Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi?
Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana.
Sen bir balıksın demedim mi,
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
Senin duru denizin benim demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
Denin kolun kanadın benim, demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi tövbeni bozarlar senin.

Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi?
Related Posts with Thumbnails